CinselAsk.com

evlilikte cinsellik cinsel bilgiler cinsel yaşam seks pozisyonları islamda cinsellik gebelik hamile ilk gece kızlık zarı cinsellik ilişki rehberi cinsel sohbet



Sorun Çözen Seks Poziyonları

Seks pozisyonları

Yeni hazlar tatma isteği, çoğu insanı cinsel birleşmede mümkün olabilecek yüzlerce pozisyonu denemeye itmektedir. Daha az kullanılan pozisyonlardan bazıları ise yeni hazlar alma isteğinden çok bazı fiziksel ve psikolojik sorunları çözümlemeye yarar. Gebe bir kadın, şişman eşler, sırt ağrısı olanlar, penisi kısa olanlar için ve partneri kendisinden uzun ya da kısa olanlar için hiç denenmemiş hatta düşünülmemiş bir pozisyon en iyisi olabilir. Doğru pozisyonun seçimi, hiç orgazm yaşamamış bir kadının orgazma varmasına ya da iktidarsız bir erkeğin sorununun sorununu çözmesin de, hatta görünüşte kısır olan bir çiftin çocuklarının olmasına yardım edebilir.

MisyonerBAKİRELERE UYGUN POZİSYONLAR

İlk kez ilişkide bulunanların çoğu “misyoner” pozisyonunu seçmektedir. Kadın sırtüstü yatmaktadır, partneri ile yüzyüzedir. Bakire kadın ve bakir erkekler için pozisyon ve şekli çok önemli değildir. Yaklaşım önemlidir.Yavaş ve düşünceli olmalıdır. Ön sevişme vajinanın kaygınlığını sağlar ve birleşme daha rahat sağlanır.

Gebe 1Gebe 11HAMİLE KALMAK İÇİN UYGUN POZİSYONLAR

Kadın, dizleriyle erkeğin omuzlarına dayanır. Bu, tam birleşmeye ve spermlerin rahim ağzının yakınında birikmesine yardım eder. Diz çökmüş olarak yapılan arka yolla birleşme, eğer rahim retrovers (arkaya dönük) ise spermlerin rahim kanalına rahat ulaşmasını sağlar.

SORUNLU KİŞİLER İÇİN POZİSYONLAR

SorunKadın, erkeğin üzerinde doğrulur. Bu pozisyon kadının vajinası darsa tam birleşme sağlar.

Sorun 1 Yan yana arka yolla birleşme pozisyonu zayıf ereksiyon sorunu olan erkeklere önerilir.

Sorun 3Kadının üstte olduğu bu pozisyon, erkek iktidarsızlığının ve erken boşalmanın tedavisi olarak önerilir.

Ayrıca orgazm olmayan kadınların tedavisinde başlangıç pozisyonu olarak yararlanılır.

Sorun 4Bu yan yana pozisyon kadının istem dışı kalça hareketlerini daha kolaylaştırır ve orgazma ulaşmasında yardımcı olur. Bir önceki pozisyonun devamı olarak önerilir.

GEBELİK SIRASINDAKİ POZİSYONLAR

gebe32

Geçmişteki kendiliğinden düşükler nedeniyle, doktor tarafından ilk üç ayda ilişki yasaklanmamışsa, gebelik süresince önerilir. Çift, normal ilişkide bulunabilir. Gebeliğin ilerlemesi ve karnın büyümesi ile klasik ilişkiler zor ya da olanaksız olmaya başlar. İleri gebelik dönemindeki bir kadın için karına doğrudan basınç yapılmasıından sakınan ya da en azından birleşmenin derinliğini denetlemeye izin veren pozisyonlar gereklidir. Eşler, yatak üzerinde bir arka yolla birleşme pozisyonunda diz çökerler ve erkek, çok derine itmekten kaçınır.Kadın, bacakları, vücudunu taşıyacak şekilde, açık olarak yatar. Karın üzerine basıncın olmaması bu pozisyonu gebeliğin son dönemlerine uygun kılar. Çift, arka yolla birleşmek için yan yatar. Burada da karına baskı yoktur.

SIRT AĞRISI ÇEKENLER İÇİN POZİSYONLAR

Sırt ağrısı çeken kişiler alışagelmiş pozisyonlarda çok rahatsız olabilirler. Oysa sıklıkla daha az kullanılan yöntemlerden yararlanabilirler ya da en azından onlara katlanabilirler. Şefkatli bir eş bu pozisyonları bulmaya çalışacaktır. İşte sırt ağrısı çeken kişilerin çoğuna uygun dört pozisyon.

SırtErkek yatağa yatar, kadın ata biner gibi oturur, öne eğilir. Sırt ağrısı çeken erkektir.

Sırt 1Erkek arka yolla birleşmek üzere ayakta durur, kadın aşağıda, yatağın üzerinde diz çöker. Sırt ağrısı olan erkektir.

Sırt 2Kadın yatağa yatar, erkek ise bacakları arasında ileriye doğru kendini kaldırır. Ağrısı olan kadındır.

Sırt 3Bir sandalye üzerinde yüz yüze, kadın erkeğin üzerine pelvik darbeler yapabilecek şekilde oturur. Ağrısı olan erkektir.

VN:F [1.7.7_1013]
Bu makale size ne kadar yardımcı oldu?

Oral Seks (Ağız Yoluyla İlişki)

 

 

Oral

 

 

 

Kişinin cinsel organlarına bir başka kişinin ağız temasını içeren bir ilişki olarak tanımlanabilir.

Cinsel organlar ve ağız, insan vücudunun çok kolayca uyarılabilen iki erojenik bölgesidir ve bu nedenle, onların doğrudan temas haline getirilmesi çok doğaldır. Her ne kadar geçmişte oral sekse bakış açısı daha çok “kötü ve günah” izlenimi verse de günümüzde pek çok çiftin severek yaptığı ve beraber zevk aldıkları bir cinsel etkinlik olarak yer almaktadır. Gebeliğe neden olmaması ve bakireliğin önemsendiği toplumlarda bekâretin korunmuş olması oral seksi avantajlı hale getirmektedir.

Fellatio (kadının erkeği uyarması, emmek): Bu terim, erkek cinsel organlarını emmek, yalamak, öpmek olarak tanımlanır. Birçok erkek, penisinin emilmesinden hoşlanır ve birçok kadın da eşini, bu yolla orgazma ulaştırmayı sever. Erkek dış cinsel organları temasa karşı son derece duyarlıdır ve dudaklar, dil, ılıklık ve kadının ağız içinin nemliliği cinsel uyarımın çok zevkli olmasını sağlar. Bir erkeğe oral seks yapan kadının, en çok dikkat etmesi gereken nokta, dişlerinin penisin herhangi bir yerine değmemesidir. Dudakların ve dilin hızlı, sert ve yavaş hareketleri çok etkili olabilir. Bazı kadınlar, ağzına erkeğin boşalmasından hoşlanırlar. Meni, yutulduğunda herhangi bir hastalığa yol açmayan zararsız bir sıvıdır. Ancak zührevi bir hastalık geçiren erkeğin menisinin yutulması, kadına da hastalık geçirebileceğinden dikkat edilmelidir.

Cunnilingus (erkeğin, kadını ağzı ile uyarması): Erkeğin, kadının cinsel organlarını yalaması ve emmesi anlamına gelmektedir. Kadının dış cinsel organları ve çevresindeki alanlar, çoğunlukla vücudun en duyarlı, erojenik bölgeleri olarak tanıtılır. Bu bölgeler, hafif sıkmalarla ya da nazik ve tutkulu öpücüklerle düzenli olarak kolayca uyarılabilir. Böylece erkek, kalça içlerini, anüsle cinsel organlar arasındaki yeri ve anüsü yalayarak bir kadını kolayca coşturabilir. Dahası, klitoris gövdesini, iç dudakları öperek, emerek, yalayarak kadının coşkusunu yükseltebilir.

69 Yöntemi (karşılıklı uyarma): Bu sayı simgesel olarak, iki kişinin ters biçimde birbirine sarılıp yatmasını gösterir. Bu yöntemle eşler, ağız yoluyla aynı anda birbirlerinin cinsel organlarını yalayıp, emebilirler. Çiftleri aynı anda orgazma ulaştıran bir cinsel pozisyon ve cinsel faaliyettir.

Kişiler oral sekste birbirlerine daha fazla zevk veren pozisyonları bulup geliştirebilirler

Ters İlişki (Anal Seks)

analseksAnal seks anüs bölgesi (makat) ve burada yer alan halkasal kaslar, duyu sinirleri açısından zengin bir bölgedir. Halkasal kaslar normalde sıkıca büzülmüş durumda bulunurlar. Gerektiğinde 6-7 cm. çapa kadar genişleyebilirler. Bu kaslara gelecek homojen bir fiziksel baskı, bu kasların açılmasına neden olurken aynı zamanda zengin duygular yaratırlar. Anal seks sırasında penisin bu halkasal kaslara uyguladığı gerginlik farklı cinsel duygular oluşturur ve anal seks doğru yapıldığı sürece bu zevkler yaşanır.

Anal seks öncesi mutlaka anüs bölgesi kayganlaştırıcı bir yağ yardımı ile kaygan hale getirilmelidir. Halkasal kasların sıkılığı yavaş hareketlerle bir parmak veya dildo yardımı ile gevşetilmeli ve kişi ilişkiye hazırlanmalıdır. İlk kez anal ilişkiye girecek kişinin de ıkınarak yardımcı olması yararlı olur. Cinsel ilişkiye hazır sertlik durumuna gelmiş penise bol kayganlaştırıcı krem ve vazelin sürülür. Penis başı anüse dayanır ve yavaş yavaş bastırılır. Ani hareketlerden kaçınılır. Dominant tarafın dikkat etmesi gereken nokta partnerinin direktifleri olmalıdır. Partnerin ağrı veya acı duyması halinde durmak, beklemek gerekir. Penisin ilk girişinden sonra anüsün devamı olan rektumun salgıladığı kayganlaştırıcı sıvılar ile penis hareketlerini rahatlatır.

Anüs bölgesindeki anatomik yapı çok narindir. Eğer hazırlık yapılmadan veya sabırsızca anal ilişki kurulması halinde bu bölgedeki dokularda yırtılmalar, kanamalar ortaya çıkar. Bu yırtılmaların ortaya çıkması sadece acı açısından önemli değildir. Gerek cinsel yolla bulasan hastalıkların gerekse de bu bölgedeki bakterilerin hastalık oluşturmaları için uygun ortam oluşturmasıdır.

Bazı kişiler inançları nedeni ile bazıları yetiştiği ortamın nedeni ile bazıları da psikolojik durumları nedeni ile anal sekse karsıdırlar. Bazı kişiler de tam aksi olarak inançları, psikolojik durumları nedeni ile anal seksi tercih etmektedirler. Özellikle evlilik öncesinde bekaretlerini kaybetmek istemeyen genç kızlar ve psikolojik olarak kendisini kadın hisseden kişiler, bu metot ile cinselliği tercih ederler. Evlilikte ise anal seksin yeri çok farklıdır. Genelde kadın diz ve dirseklerinin üzerinde pozisyon alırken erkek arkadan yaklaşır. Anal seks sırasındaki dominant kişi, elleri ile rahatça uzanarak partnerinin göğüs uçlarını uyarabilir ve/veya klitorisinde (homoseksüel ilişkide penis başı ve testisler) uyarır. Hem klitoral uyarı, hem göğüs uçlarının uyarılması ve anal zevk bir arada yaşanır.

Lezbiyen ilişkide de anal seks, değişik seks oyuncaklarının yardımı ile yapılır. Anal seksteki amaç vajinal uyarıya anal uyarıyı da eklemektir. Bu amaç için hazırlanmış, bir ucu vajinaya uyan, diğer ucu anüse girebilen vibratör veya dildolar vardır. Ayrıca değişik büyüklükteki penis taklitleri de anal sekste kullanılmaktadır. Bazı kişiler seks oyuncakları yerine günlük hayatta kullanılan bazı eşya ve besin maddelerini kendilerini veya partnerlerini uyarmak için kullanmaktadırlar.

Anal sekste MUTLAKA PREZERVATİF KULLANILMALIDIR.

ANAL SEKS İLE İLGİLİ BAZI SORULAR

Neden bir insan anal seks yapmak ister?

Bir çok insan için, anal seks büyük bir tabudur. Popodan yapılan seks kulağa kaba ve çirkin gelir ve cinsel sapıklık izlenimi verir. 1990′lar da, AİDS hastalığına yol açan HIV virüsünü anal yolla daha kolay bulaştırdığı düşünüldüğü için anal seks kötü bir etki bıraktı.

Ancak bazı insanlar anal seksi sever, bazıları da nefret eder. Bazıları da henüz anal seksi denememiştir ve merak etmektedir. Çoğu insan da böyle tabu haline getirildiği ve gizemli kaldığı için anal sekse karsı ilgi duymaktadırlar.

Analingus ne demektir?

Kimi insanların yalamaktan hoşlandığı veya yalanmaktan hoşlandığı, vücudun diğer bir bölgesi anüs (makat)’dür. Bazı insanlar ona dokunmayı seksüel anlamda tahrik edici bulurlar. Buna rağmen, biz burada, henüz güvenli anal seks hakkında bir açıklama yapmadık. Anüs ve anat, partnerinizin sindirim sistemindeki birçok hastalığı size taşıyabilir ve ağzınızda veya midenizde acılara sebep olabilir. Anal seks yapmak, çeşitli bakteriyel enfeksiyonlara yol açabilecek oldukça riskli bir davranıştır. Eğer siz veya partnerinizin anal seksten zevk almasını istiyorsanız güvenli seks tekniklerinden birini denemelisiniz.

Anal seks canınızı acıtır mı?

Anal seks caninizi acıtmamalıdır. Eğer acıtıyorsa, yanlış (hatalı) şekilde ilişki kuruyorsunuz demektir. Anal seksin, seks yaşamınızın dopdolu ve güvenli bir parçası olabilmesi için, yeterli miktarda yağlayıcı madde kullanmak ve biraz da sabır göstermek önem kazanmaktadır. Buna rağmen bazı insanlar, anal seksten hiç bir şekilde hoşlanmazlar. Sizin partneriniz de bu tip insanlardan biriyse, onun isteklerini saygı göstermeli, anal seks için onları zorlamamalısınız.

Anal seks gerçekte haz ve zevk verir mi?

Anal seksten haz birçok şeyden alınabilir. Özellikle seks hakkında “tiksindirici” bir şey yapmak bir kısım insan için hoşa giden bir şeydir. Seks hayatınıza değişiklik katmanın da bir yolu olabilir. Anal seks süresince ortaya çıkan fiziksel hisler, diğer herselden daha farklıdır. Sinirlerin sona erdiği yerdeki anat, ilişki esnasında beyne iyi sinyaller yollayarak, sizi ödüllendirir. Erkekler için, hazzin artmasına neden, prostat bezi olabilir. Penisin anüs halkasına içinde hareket etmesi yeni ve güçlü bir hoşlanma duygusuna neden olabilir.

Anal seks yapmak için neye ihtiyacınız var?

Anal seks yapmak için birine verilebilecek önemli tavsiyeler şunlardır: Yağlandırıcılar, prezervatifler ve sabır. Alacağınız yağlandırıcının prezervatifle uyum sağlayacağından emin olunuz. Vazelin veya bebe yağı gibi yağlandırıcılar, sevişmeniz sona ermeden prezervatifi devre dışı bırakacaktır. Ayrıca bu tarz yağlandırıcılar makat bölgesinde de enfeksiyon yaratabilirler.

Prezervatif (kondom) kullanmak zorunda mıyım?

Siz ve partnerinizin herhangi bir hastalığı olmadığından emin olsanız bile prezervatif kullanmanız gerekir. Anat, birçok bakterinin ve enfeksiyonun evi gibidir. Bu da peniste yanmaya ve idrar yolu iltihabına yol açar. Anal seksten sonra temizlenmenizi de kolaylaştırır.

Anal seks etrafı çok kirletmez mi?

Anal seks böyle olmamalıdır. Tuvalete gitme ihtiyacınızı partnerinize söylediğinizde, bu sorun ortadan kalkacaktır.

Anal seks için nasıl hazırlanmalısınız?

Anal seksi uygulamak için üçüncü ve son şey sabırdır. Anal seksteki en zor asama, penisin makat bölgesine girmesinde yaşanır. Makat halkası çok sikidir. Partnerinizin sakin olması ve penisin girişinin yavaş yavaş yapılması gerekmektedir.

İlk etapta parmağınız veya ince bir dildoyla başlangıç yapabilirsiniz. Bu durumda en gerçekçi dildo kullanmak olur. Parmaklarınızı kullanmanızın avantajı ise, parmaklarınız makat bölgesinin içini hissedip o bölgeyi, daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir. Parmağınızı yavaş yavaş makat bölgesine sokun. Her aşamada partnerinizin kaydedilen asamaya alışmasına önem gösterin. Parmağınız tamamen içeride olduğunda, parmağınızı çıkartıp tekrar sokun. Partnerinin makat bölgesini böylece bu harekete alıştırmış olursunuz. Bu asamadan sonra, ayni hareketleri iki parmağınızla deneyin.

Anal seks için hangi pozisyonlar uygundur?

Anal seksi gerçek anlamda yapıyorsanız hangi pozisyonda olduğunuz önemlidir. Bir çok kadın üstte olmak ister. Diğerleri midelerinin üzerine uzanmaktan hoşlanır. Sizin için en iyisi olduğuna inandığınızdan başlayın. Daima kendinizi kontrol edin. Acele etmeyin ve çok miktarda yağlandırıcı kullanın. Anal seks yapan insanlar der ki” çok fazla yağ neredeyse yeterlidir”. Partneriniz size acıtmaya başladığını söylerse geri çekilin. Sevişme sırasında partnerinizin anüsü penisin basını alacak şekilde genişleyecektir… Eğer tamamen genişlediyse, tamamen acısız şekilde içine girebilirsiniz. Onun vücudunun alışabilmesine zaman tanıyın. Daha sonrasında daha ileri gidebilecek kadar hazır olacaksınız.

Anal seksten hamile kalır mıyım?

Teknik olarak anal seksten hamile kalmak imkânsızdır. Buna rağmen anal seks, doğum kontrol için hala iyi bir metot değildir. Boşalma sonrasında meni, anüsten vajinaya doğru kayabilir ve “Sıçrama Konsepsiyonu” olarak bilinen olaya neden olabilir.

Her yıl anal seks yapan çiftlerden %8′i bebek sahibi olmaktadır.

Eğer anal seksi sevmezsem?

Anal seksin size göre olmadığını düşünüyorsanız ve sevmediyseniz, istemediğiniz ve sevmediğiniz bir şeyi yapmamalısınız.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

HastalıkBu hastalıklar kadın ve erkekleri, doğacak çocuklarını ve yakın çevrelerini etkiler. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan uzak durmak için bu hastalıkların neler olduğunu, nasıl korunulacağını ve belirtilerini bilmek gereklidir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, kadınlara erkeklerden daha fazla etki yapar. Bu hastalıkların çoğu tedavi edilebilir. Tedavi edilmediklerinde ise, kısırlıktan ölüme dek pek çok olumsuz sonuca yol açabilirler. Anne karnındaki bebekler ya da yeni doğmuş çocuklar için de tehlike oluştururlar.

Gonore (Bel soğukluğu)

Erkeklerde sık ve yanmalı idrar yapma ve akıntı; kadınlarda akıntı, adet düzensizliği, sık ve yanmalı idrara çıkma belirtileriyle tanınır.Cinsel yolla bulaşan hastalıkların en sık rastlanılanıdır. Karın içi iltihaplarına, kısırlığa ve üreme organlarında apselere neden olur. Gebe kadında, doğum kanalından bebeğe bulaşabilir. Yeni doğan bebekte körlük, zatürre gibi hastalıklara yol açar. Hastalık bulaştıktan
2-3 hafta sonra belirtiler başlar. Tedavisi kolay bir hastalıktır.

Sifiliz (Frengi)

Bütün vücudu etkileyen bir hastalıktır. Erken fark edildiğinde tedavi edilebilir. Annede varsa bebeğede geçebilir. Hastalığı yapan etkenin vücuda giriş yerinde şişkin ve ağrsız bir yara ile kendini belli eder. Tedavi edilmeyip ilerlerse,sinir sistemine zarar vererek körlüğe ya da sağırlığa yol açar. Kalp kasına zarar vererek kalp hastalıklarına neden olur. Vücudun çeşitli yerlerinde tümör oluşumuna ve ölüme neden olabilir.

Şankroid (Yumuşak Çıban)

Üreme organlarında ağrılı yaralarla kendini belli eder. Genellikle yaraya yakın kasıkta oluşan şişlikler zamanla büyür ve içindeki iltihap akar. Tedavisi kolaydır.

Klamidya

Kadınlarda sarı köpüklü bir akıntı ile kendini belli eder. Erkeklerde yanmalı idrara çıkma ve sarı akıntı ile belli olur. Kadınlarda karın içinde yaygın iltihaplanmalara yol açar. Bu durum kısırlığa, üreme organlarında apselere neden olur. Gebe kadınlarda yüksek ateş, düşük ve ölü doğuma yol açar. Doğum sırasında bebek, annenin doğum kanalından mikrobu alabilir ve akciğerlerinde ya da gözlerinde iltihaplar oluşabilir. Tedavisi kolaydır.

Trichomonas

Yeşil ve kötü kokulu bir akıntı ile belli olan bir hastalıktır. Kadında tüplerde iltihaplanmaya neden olarak geçici kısırlığa yol açabilir. Tedavisi kolaydır.

Herpes (Genital uçuk)

Üreme organlarında kaşıntılı ve ağrılı, uçuk şeklinde sivilceler görülür ve bunlar çok ağrılı yaralara dönüşür. Kendiliğinden iyileşir, ancak tekrarlar. Tedavisi zordur. İdrar yollarında hastalıklara, menenjite, kadınlarda rahim ağzı kanseri ve düşüklere neden olur. Bebek doğarken, doğum kanalından hastalığı alabilir. Gözleri, deriyi ve sinir sistemini etkiler, bebek ölümüne yol açabilir.

Üreme organı siğilleri ve deri kabarıklıkları

Dış üreme organlarında, haznede, makat ve idrar kanalının dışa yakın kısımlarında görülen, ağrısız, karnıbahar görünümünde et kümeleri belirtisi taşır. Tedavisi mümkün, ancak zordur. Tedavisi edilmezse kümeler büyüyerek çevre organlara zarar verir. Doğum yolunu, idrar kanalını, makatı tıkayabilir. Doğum sırasında anneden bebeğe bulaşabilir ve bebeğin solunum yolunda siğiller oluşarak solunum sıkıntısına yol açabilir.

Hepatit – B

Su ve besinlerle bulaşan sarılık tipleri olduğu gibi kan ürünleriyle ve cinsel temasla geçen sarılık türleri de vardır. Hepatit B bunlardan biridir. Karaciğerde büyüme ve hassaslık, idrar renginde koyulaşma ve sarılık, ateş, kusma gibi belirtileri vardır. Hastalığın salgın olduğu yerlerde aşı yapılabilir. Karaciğer iltihabı,siroz, karaciğerde kanser ve ölüme neden olabilir. Kesin tedavisi yoktur. Vücudu güçlendirici tedavi, hastalığın zararını azaltır.

HIV-AİDS :

Cinsel yolla bulaşan virüslerden biridir. HIV taşıyan kanla veya kana temas etmiş araçlar yoluyla da bir insandan diğerine geçebilir. Anneden bebeğe, hamilelik döneminde, doğum sırasında ya da sütle bulaşabilir. HIV vücuda girdikten 3 ay sonra ‘ELISA’ testi ile saptanır. İnsana bulaşan HIV virüsü bazen hiç hastalık yapmayabilir. Ancak virüsü taşıyanlar başkalarına bulaştırabilir.

HIV’in neden olduğu hastalığa AIDS denmektedir. AIDS, tedavisi olmayan bir hastalıktır. Vücudun mikroplara karşı korunma sistemini bozarak bütün vücudu etkiler ve başka hastalıkların oluşmasına neden olur. HIV vücuda girdikten 5-10 yıl sonra ortaya çıkabilir. Hastalığın çıkma belirtileri arasında sürekli halsizlik, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, kilo kaybı, gece terlemeleri, cinsel organlarda uzun süreli yaralar ve tedavi ile geçmeyen mantarlar, zatürre sayılabilir. Vücudu güçlendiren tedavilerle hastanın yaşamı uzatılır.

HIV, virüsü taşıyan kişinin kullandığı klozet, bardak ya da çatıl, kaşık ile bulaşmaz. Virüs, tokalaşma, kucaklaşma, öpme ile bulaşmaz. Ancak ağzı ağıza öpüşmede kanamaya yol açacak sert öpüşmeler, ağızdaki yaralar, diş fırçalanması sırasında diş etlerinin kanamış olması bulaşmaya neden olabilir.

HIV virüsü sivrisinek ya da böcekler vasıtası ile insanlara bulaşamaz. HIV virüsü, tükürük, gözyaşı, ter aksırık, öksürük, idrar ve dışkıyla bulaşmaz.

Bulaşma yolları

En sık görülen bulaşma yolu, korunmasız cinsel ilişkilerdir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunabilmek için,

Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunabilmek için, ne şekillerde bulaştıklarını ve güvenli cinselliğin ne olduğunu bilmek gerekir. Cinsel ilişki sırasında, erkeğin penisinin veya kadının salgısının (hazne sıvısının) diğer eşin ağzı, vaginası veya anüsüyle teması, bulaşmaya neden olabilir. Kucaklaşma, sarılıp yatma, öpüşme, masaj, elle okşama ve mastürbasyon güvenli yollardır. En güvenli yol vaginal (penis-hazne ilişkisi), anal (arkadan ilişki) ve oral (ağızla) cinsel ilişki sırasında kondom (prezervatif) kullanmaktır.

Penis vagina (hazne) ile temas ettiğinde, cinsel yolla bulaşan hastalıklar meniden vagina dokusuna veya vagina salgısından penisteki idrar deliğinin uç kısmına bulaşabilir. Vaginada veya peniste yara varsa, bulaşma kan ile vagina dokusuna veya penisteki idrar deliğinin uç kısmına olabilir.

Penisten akan sıvı veya meni ağızla temas ettiğinde, cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma ihtimali vardır. Ağızda kanama veya yara varsa, bulaşma ihtimali artar. Aynı şekilde ağız, vagina salgısı ile temas ettiğinde de bulaşma olabilir. Ayrıca ağzın, cinsel organlar ve anüs çevresindeki deri ile temasında parazitler bulaşabilir.

Anal (arkadan) cinsel ilişkide, cinsel yolla bulaşan hastalıklar meniden anüs dokusuna veya anüs dokusundaki kandan penisteki idrar deliğinin uç kısmına geçebilir.

Frengi, Hepatit B ve HIV için diğer bir bulaşma şekli , kan yoluyla bulaşmadır. Hasta kişiden kan nakli, hastayla aynı iğnenin veya aynı traş bıçağının kullanılması mikrobun bulaşmasına neden olur. İyi temizlenmemiş manikür-pedikür araçları, diş ve kadın doğum muayenesi araçları da bulaşmaya yol açar.

Korunma Yolları

  • Cinsel ilişki sırasında cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmayı sağlayacak tek yöntem kondom (prezervatif) kullanmaktır. Sperm öldürücü krem, köpük ve fitillerin (spermisitler) de bazı mikroplara karşı KISMEN koruyuculuğu vardır. Ancak bu maddeler tek başına korunmayı sağlamaz. Eğer spermisitler ve kondom birlikte kullanılırsa korunma oranı artar.
  • Cinsel ilişkide bulunmamak da bir korunma yolu sayılır.
  • Frengi, Hepatit B ve HIV için, kanla bulaşma yoluna dikkat edilmeli ve gerek kuaför ve berber salonlarındaki araç gerecin, gerekse eczane ve sağlık kuruluşlarındaki hizmet amaçlı araç gerecin temizliğinden emin olunmalıdır.
  • Özellikle üreme organlarında meydana gelen yara, bere, sivilce ya da kaşıntıyla oluşan tahrişlerin hemen tedavi edilmesi, bulaşma tehlikesini azaltır.
  • Cinsel yolla bulaşan hastalıkların bulaşma tehlikesi, eş sayısında artışla birlikte artar. Paralı cinsel ilişkiye girenler, korunmak için daima kondom (prezervatif) kullanmalı ve bulaşmaya yol açacak davranışlardan kaçınmalıdır.
  • Korunma yollarından bir diğeri, aşağıdaki belirtileri tanımak ve kişide ya da eşinde görüldüğü taktirde, derhal bir sağlık kuruluşun başvurmaktır.

NOT: CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIĞI OLANLARIN EŞLERİNİN DE MUTLAKA TEDAVİ EDİLMESİ GEREKİR.

Belirtiler :

Erkeklerde ;

  • Sık idrara çıkma ve idrarda yanma, ağrı
  • Penisten idrar sonrası veya sürekli akıntı
  • Penis yüzeyinde ağrılı ülserler ve kasıklarda elle hissedilen sertlikler

Kadınlarda ;

  • İdrara çıkmada ağrı ve yanma, sık idrara çıkma
  • Hazneden koyu renkli ve kötü kokulu akıntı

Her iki cinste ;

  • Cinsel birleşme sırasında ya da cinsel organlarda sürekli ağrı
  • Sık ölü doğumlar
  • Üreme organlarında siğiller
  • Üreme organlarında uçuğa benzer döküntüler, şiddetli ağrı
  • Makat veya perine (bacakların arasında kalan ve üreme organlarını örten kas dokusu) bölgesinde
  • Apseler
  • Düzenli aralıklarla tekrarlanan kanser taramaları (kadınlarda pap smear testi), erken teşhis için önemlidir.

Yine çok bulaşıcı olan ve ölüme yol açan Hepatit-B virüsüne karşı aşılanma önemlidir. Her iki cinste de akıntılara dikkat etmek ve görüldüğünde hekime başvurmak gerekir. Erkekte ve kadında koyu renkli ve kokulu akıntılar cinsel yolla bulaşan hastalıkların belirtisidir. Beyaz ve kaşıntılı akıntılar ya da sırf kaşıntı, mantarların belirtisidir.

AIDS

Aids

Aids Hakkında

Türkçesi “Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu” olarak ifade edilen AIDS i, çağımızın en korkunç hastalıklarından biri olarak nitelendirebiliriz. AIDS hastalığının etkeni bir virüs olup kısaca HIV olarak adlandırılmaktadır. Bu virüsün 2 tipi vardır; HIV – 1 dünyada en yaygın görülen AIDS etkeni virüsüdür. HIV – 2 ise daha nadir olarak görülür, ancak batı Afrika da sık rastlandığı bildirilmiştir.

AIDS, kişiyi hastalıklara karşı koruyan bağışıklık sisteminin zayıflamasından dolayı ortaya çıkan hastalıklar kombinasyonu için kullanılan tıbbi bir tanımdır. Bağışıklık yetmezliği, HIV in neden olduğu enfeksiyon sonrası ortaya çıkar. Bu virüs insanın bağışıklık sistemini bozarak, vücudun normalde dirençli olduğu birçok hastalığa karşı kendini koruyamamasına neden olur. Bağışıklığını kaybetmiş olan insan vücudu, herhangi bir basit solunum yolu enfeksiyonuna, mantar enfeksiyonlarına ve benzerlerine kolayca yenik düşebilmektedir. AIDS, HIV enfeksiyonunun son safhasıdır.

HIV / AIDS tüm dünyada hızla yayılmaktadır.

Hastalığa ait özellikler;

  • Kan yoluyla ve cinsel ilişkiyle hızla yayılabilmektedir.
  • Kadınlarda ve erkeklerde, yani her iki cinste de görülebilmektedir.
  • Her yaştaki insanlarda görülebilir.
  • HIV / AIDS in kesin tedavisi halen yoktur.
  • HIV / AIDS in henüz koruyucu bir aşısı da mevcut değildir.

AIDS virüsünü kanında taşıyan kişi ya AIDS taşıyıcısı, ya da AIDS hastası konumundadır. AIDS taşıyıcısı olan bir kişi, hiç bir klinik belirti göstermeden toplum içinde yaşıyabilmektedir. Fakat, belli bir süre sonunda ( ortalama 2 -8 yıl ) taşıyıcı kişi, çeşitli klinik belirtiler göstererek AIDS hastası olmaktadır. AIDS hastasını bekleyen kesin son ise, ( tedavi edici bir ilaç bulunmadığı sürece ) ölümdür.

HIV / AIDS ‘in Bulaşma Yolları

  1. Cinsel ilişki, kanında HIV taşıyan kişiyle cinsel ilişkide ( vajinal, anal veya oral ) bulunmakla HIV bulaşabilir.
  2. Kan yoluyla, HIV / AIDS li kişinin kan, kan ürünleri, doku veya organlarının nakliyle bulaşabilir.
  3. HIV / AIDS li anneden gebeliği süresince veya doğum esnasında bebeğe HIV geçebilmektedir. Daha az oranda olmakla beraber annenin bebeği emzirmesiyle ( anne sütüyle ) bebeğe HIV bulaşabilir.

HIV Nasıl Bulaşmaz

  • El sıkışma
  • Sosyal öpüşme ( yanaktan yanağa )
  • Kucaklaşma
  • Başkasının giysisini giyme ile
  • Tükrük, göz yaşı, ter, öksürük, aksırıkla

HIV bulaşması söz konusu değildir. Yiyeceklerle, aynı tabak, çatal, kaşık, bardak, aynı tuvalet ve banyoyu kullanma, telefon ve benzerlerini kullanmakla HIV / AIDS bulaşmamaktadır.Toplu taşıma araçlarında olduğu gibi ortak ve kalabalık mekanlarda bulunmakla da HIV / AIDS bulaşmaz. Sivrisinek ve her türlü böceğin sokmasıyla da HIV in bulaşmadığı kanıtlanmıştır.

Yapılan araştırmalarla, hekim ve hemşirelerin olduğu kadar HIV / AIDS li hasta ve hasta yakınlarının da bu konudaki bilgilerinin genelde yetersiz oldukları saptanmıştır. Sağlıkla ilgili her konuda yeterli düzeyde bilgi sahibi olması gereken hemşire ve yardımcı sağlık personeli yanında, hastalığın yayılmasında önemli rolleri olan taşıyıcıların da yayılma ve korunma yolları konusunda bilgi sahibi olması insani bir görev kabul edilmelidir.

]

Öpüşme Yolu ile Bulaşan Hastalıklar

 

Öpüşme

 

Öpüşme solunum (boğaz-burun) sekresyonları ( salgıları) ile direk fiziksel temasın olduğu bir durumdur.

Her iki taraf için de salgıların fiziksel transferi söz konusudur. Öpüşme ile enfekte salgılar yoğun bir şekilde karşı tarafa aktarılabilir. Temas sonucu bulaşan bu sekresyonlarda yoğun üreyebilen veya bulunabilen mikroorganizmalar risk oluşturmaktadırlar. Bu hastalıklar bazen basit bir soğuk algınlığından, daha ciddi veya kronik (müzmin) hastalıklara kadar değişebilmektedir.

Öpüşme ile sık bulaşan hastalıklardan örnekler;

  • Soğuk algınlığı
  • Grip
  • Grup A beta hemolitik streptokoklar
  • Çocukluk çağı döküntülü hastalıklar ı(kızamık, kabakulak, suçiçeği, enteroviruslar gibi)
  • İnfeksiyöz mononükleoz (Öpüşme hastalığı)
  • Tüberküloz
  • Herpes (uçuk)

Bilinenin aksine Hepatit B, Hepatit C, AIDS gibi hastalık etkenleri tükrükte bulunabilmekle birlikte tükrükte çok düşük miktarlarda bulunduklarından bu yolla bulaş yok ya da diğer bulaş yollarına göre daha az kabul edilmektedir. Travmatik olmayan yani kanla temasın söz konusu olmadığı öpüşmeler bu hastalıklar için bulaştırıcı değildir.

Soğuk algınlığı: Soğuk algınlığı çeşitli viruslar tarafından oluşan ve üst solunum yolu infeksiyonu bulgu ve belirtileri ile seyreden bir hastalık tablosudur. Hafif seyirlidir. 200’e yakın virus çeşidi tarafından oluşabilir. Soğuk algınlığı dünyadaki en yaygın hastalıklardan birisidir. Özellikle okulların açılması ile eş zamanlı olarak başlar. Daha çok sonbahar ve ilkbahar aylarında görülürken, soğuk hava, virusların burun mukazasında üremesini kolaylaştırır ve infekte olmasına katkıda bulunur. Viruslar yakın temas ile rahatlıkla bulaşabilmektedir. Öpüşme ile de bu risk oldukça artmakta ve yoğun bir şekilde virus alımı olmaktadır.

Virus, kontamine yüzeylerde saatlerce kalabilmektedir. Bu yüzeylere temastan sonra da viruslar rahatlıkla buruna ve gözlere transfer olabilir. Bunu engellemek için el hijyenine dikkat edilmeli ve yakın temastan, buna öpüşme de dahil, kaçınılmalıdır.

Grip (influenza): Ateş, öksürük, baş ağrısı, halsizlik ve kas ağrısı ile seyreden akut viral bir infeksiyondur. Epidemi (ülke/şehir/kurum çapında) veya pandemi (dünyada) gibi geniş çapta salgınlar yapabilmesi ve akciğerle ilgili komplikasyonlarının özellikle bazı hasta gruplarında öldürücü olması nedeniyle, diğer akut solunum sistemi infeksiyonlarından ayrılır.

Kuluçka süresi etkenin konağa yerleşen dozuna bağlı olarak 18-72 saattir. Virüs solunum sekresyonları olan burun, boğaz çalkantı suyu, balgamdan izole edilebilir. Bulaşma virüs içeren küçük partiküllerin solunması ve solunum sekresyonlarının fiziksel transferi ile bulaşır. Öpüşme ile de rahatlıkla geçebilir.

Korunmada aşı ve infekte kişilerle yakın temastan kaçınmak önemlidir.

A grubu B- hemolitik streptokoklar: Bu grup bakteriler toplumda %5-25 oranında bulunabilmektedir. Sıklıkla hava yolu ve öpüşme dahil yakın temas ile bulaşır. Ayrıca deri lezyonları ile de bulaşabilmektedir. Aile içinde, kışla, kreş gibi toplu yaşam yerlerinde bulaşabilir. Genellikle kış aylarında daha fazla görülmektedir. Bu hastalıkta farinks ve tonsillerdeki infeksiyonlar dışında kalp ve eklem komplikasyonları açısından da önemlidir. Öpüşme ile infekte olan kişilerden bu bakteriler rahatlıkla direk transfer olabilir

Çocukluk çağı döküntülü hastalıklar: Bu hastalıkların hemen hemen hepsi oral sekresyonlarda bulunduğu için rahatlıkla öpüşme dahil yakın temasla ve damlacık yoluyla bulaşır.

Kızamık: İnfekte kişiler prodrom dönemde döküntü ortaya çıkmadan önce hastalığı bulaştırmaya başlarlar ve bulaşıcılık döküntü başladıktan sonrada devam eder. Hastada virus ağız içinde bulunduğu için boğaz çalkantı suyundan izole edilebilir.

Kızamıkçık: Hastaların solunum salgıları ile bulaşır. Döküntüden itibaren iki hafta daha bulaşıcılığı devam eder. Döküntü öncesinde 5-7 günlük ateş, halsizlik, baş ağrısı şeklinde prodrom dönemi olabilir. Bu virüste ağız içinde bulunduğu için boğaz çalkantı suyundan izole edilebilir.

Kabakulak: Damlacık infeksiyon ile bulaşır. Tükürük bezlerini enfekte eden bir viral hastalıktır. Virüs tükürük bezlerinden tükürük kanalları yoluyla ağızdan direk temas ile de bulaşır.

Enteroviruslar: Yaz aylarında ateş döküntü ile seyreden bir hastalıktır. Ağız içinde bulunan virüs, boğaz çalkantı suyunda izole edilebilir.

Su çiçeği: Ateş ve deri döküntüsü ile seyreden çok bulaşıcı bir çocukluk hastalığıdır. Erişkinlerde oldukça ağır seyreder. Kuluçka dönemi 2-3 haftadır. Daha çok ilkbahar, sonbahar aylarında görülür. Virüs trakea ve bronş epitel hücrelerine yerleşir. Solunum yolu ve yakın temas ile bulaşır. Yüzde, gövdede döküntü ve ağız içinde ve saçlı. deride veziküller vardır. Bağışıklık sistemi bozuk olanlarda hastalık ağır seyreder.

Herpes virüsler (HSV-I): HSV-1 ile birincil infeksiyon genellikle farinks ve ağız mukozasında oluşur. Bulaşma vezikül tarzındaki cilt lezyonu ile direk temas sonucudur. Kuluçka süresi 2-12 gündür. Hastalık birincil infeksiyondan sonra latent (sessiz) kalıp daha sonra bağışıklık sistemi baskılandığında yeniden reaktive olur ve yineleyen infeksiyonlara neden olur. Bunların başında “uçuk” adı verilen tablo gelmektedir.

Çocukluk çağında birincil infeksiyon geçirilmezse daha ileri yaşlarda gelişmediği görülür. Çünkü erişkinlerin ağız epitel hücreleri kalın ve dayanıklıdır. Bununla birlikte bu tür bireylerin herhangi bir nedenle bağışıklıklarının bozulduğu veya sağlık personeli gibi HSV ile yoğun karşılaşmaya bağlı olarak erişkin dönemde de birincil infeksiyon geçirdikleri görülür. Erişkinlerin %70- 90’ında HSV- 1 antikorları yani infeksiyonun geçirildiğine dair kanıt bulunmaktadır. Genellikle çocukluk yaş grubunda yakın temas ile duyarlı kişilerin deri ve mukozalarındaki çatlak veya sıyrıklardan etkenin girmesi ile bulaşır. HSV -1 infeksiyonu genellikle orofarenks ile sınırlıdır ve bu tür olgularda virüs çevreye infekte aerosoller veya tükürük ile bulaşır. Orofarengeal hastalık daha çok 1-5 yaş arası çocuklarda görülür. Ağız mukozası, dil, dudak, damak ve farinkste küçük veziküller ve ülserasyonlara neden olur. Bu tablonun veya uçuk adı verilen tekrarlamaya bağlı lezyonların bulaşında öpüşme önemli rol oynamaktadır.

İnfeksiyöz mononükleoz(öpüşme hastalığı, ukte humması): Her iki cinste, yılın her mevsiminde eşit sıklıkta görülür. Hafif bulaşıcı infeksiyon kabul edilir. Virüs insandan insana sıklıkla orofarinks salgıları ile yakın temas sonucu bulaşır. Nadiren damlacık infeksiyonu şeklinde bulaşır. Duyarlı konağın orofarinks epiteline girerek buradaki hücreleri infekte eder. Genç erişkinde akut infeksiyon; yüksek ateş boğaz ağrısı, lenf bezi büyümesi ile karakterize bir tabloya neden olur. Hastalar en sık boğaz ağrısı yakınması ile başvurur.

Tüberküloz: Kişiden kişiye geçiş başlıca solunum yolu ile olur. Tüberküloz hava yolu ile geçen infeksiyonlara klasik bir örnektir. Kaynak vakaların birçok solunumsal manevrası (öksürme, hapşırma vb..) ile bulaşır. Bu manevralar sırasında üst solunum yollarından yüksek hava akım hızları oluşur. Hava yolu mukozasını kaplayan sıvıdan ve akciğerlerdeki infeksiyon odaklarından çok sayıda sekresyon damlacıkları ile tüberkülozlu hastalardan sağlam kişilere geçişi olmaktadır.

Ancak buluşta aktif özellikle öksürük ve balgam çıkarımının eşlik ettiği akciğer tüberkulozu geçiren kişilerle öpüşme dahil yakın temas, tedavi başlanana kadar bulaş açısından risklidir. Akciğer dışı yerleşim gösteren tüberküloz, tedavi başlanmış ve tedavinin üzerinden 2 hafta geçmiş olgular bulaştırıcı kabul edilmemektedir.

Yukarıda öpüşme ile sık bulaşan belli başlı hastalıklardan söz edilmiştir. Ancak infeksiyom etkenlerinin pek çoğunun giriş bölgesinin boğaz- burun olduğu, etkenin ve hastalığın özelliğine göre burada kısa yada uzun bir çoğalma süreci geçirdikleri düşünüldüğünde öpüşmenin çok sayıda etkenin bulaşında önemli rol oynadığı öngörülebilir.

Bu nedenle özellikle kış aylarında ve özellikle infeksiyon bulguları olan kişilerle öpüşmekten kaçınılması ve kalp hastaları, küçük bebekler, bağışıklık sistemi baskılanmış kanser hastaları ve önemli ameliyatlar geçirmiş kişilerin nekahet döneminde tümüyle öpüşmekten kaçınmaları kuvvetle önerilmektedir.

Genital Herpes (HSV)

womanpc3

Genital herpes “Herpes simplex” adlı bir virüsten kaynaklanır. Virüs ile enfekte olan insanların çoğu herhangi bir semptom göstermez.

Herpes simplex virüsünün (HSV) iki ana tipi vardır: HSV-1 ve HSV-2. HSV-1 enfeksiyonu çoğunlukla yüz bölgesinde uçukların ortaya çıkmasına yol açar (buna karşın kimi zaman genital herpese de sebep olabilmektedir).

Genital herpesin semptomları genital organlarınızda uçuk (kabarcık, kızarıklık, ağrı, kaşıntı) çıkmasına benzer. Semptomların ilk ortaya çıkışının ardından, yeni semptomlar ortaya çıkabilir, ya da diğer adıyla “reküranslar” oluşabilir.

Genital herpes virüsü ile enfekte olan bir kişi için kesin tedavi olmamasına rağmen, ilaç tedavisi yoluyla semptomlar kontrol altında tutulabilir ve cinsel aktivitenin daha güvenli yapılmasıyla (kondom kullanılarak) enfeksiyonun eşlere bulaşma riski azaltılabilir.

Belirtileri Nelerdir ?

Genital herpesin semptomları büyük değişiklikler gösterir. Herkesin deneyimi birbirinden farklıdır.

En sık görülen semptomlar arasında:

  • Genital bölgede (ve muhtemelen kaba et, sırt altı bölge ve kalçada) kaşıntı ya da ağrı
  • Genital bölgede ortaya çıkan, soyulan ve daha sonra kabuk bağlayan kabarcıklar
  • Kaba et, kalça ve kasık bölgesinde kabarcık ve uçuklar
  • Muhtemelen baş ağrısı, bitkinlik ve adale ağrıları
  • Daha az yaygın olmakla beraber, genital herpes ateşe de yol açabilir.

Nadiren, kasık bölgesinde yanma ya da kabarma meydana gelebilir (bu durum lenf nodlarının şişmesinden kaynaklanır)

Genital herpesin ilk görüldüğü zamanki belirtileri tedavi edilmezse, bir ile dört hafta kadar sürebilir. Bir kere herpes virüsüne yakalandığınızda, antiviral ilaç tedavisi görseniz de virüs vücudunuzda kalır.

Ne yazık ki, virüsün kendini gösterdiği hastalar gelecekte de sık sık yinelemeler yaşayacaklardır. Ancak, bu yinelemeler daha az şiddetlidir ve ilk ataktan daha kısa sürmektedir.

Hafif semptomlar ya da hiç semptom görülmemesi

Bazı insanlarda genital herpes ortaya çıktığında sadece hafif semptomlar görülür. Bu durum doktorların genital herpes virüsünün neden olduğu semptomları tanımalarını güçleştirir.

Kimi zaman, insanlar bu hafif semptomları başka bir durumun semptomları ile karıştırabilir (kadınlardaki mantar enfeksiyonları gibi).

Bazı insanlar ise virüs ile enfekte olmalarına karşın hiçbir semptoma sahip olmayabilir.

Bu “atipik” durumlarda, uçuk yaraları genital herpes ile ilişkilendirilen kabarcıklardan farklı görünebilir. Böyle durumlarda, genital bölgeden sürüntü alınması ya da kan örneğinizin alınması herpes virüsünün bulunup bulunmadığının anlaşılmasında özellikle faydalı olabilir.

Semptomlar hafif olsa – ya da hiçbir semptom olmasa dahi, virüs cinsel eşe bulaşabilir (“asemptomatik yayılma”).

Genital herpese yakalanıp yakalanmadığınızı ancak doktorunuz kesin biçimde söyleyebilir.

Tanı aşağıdakilere dayanılarak yapılır:

  • Tıbbi geçmişiniz
  • Özellikle uçuk ya da benzeri semptomlar mevcut ise, fiziksel muayene
  • Laboratuvar testleri

Eğer genital herpese yakalandığınızı düşünüyorsanız, semptomlarınızın sebebinin ne olduğunu öğrenmek ve tedavi seçeneklerini tartışmak için doktorunuza vakit geçirmeden danışmanız önemlidir. Doktorunuz tarafından reçete edilen tedavi genital herpesin semptomlarını hafifletir – ya da eğer her gün “supresif / baskılama” tedavisi alıyorsanız, bu tedavi atak sayısının %80-90 oranında düşürülmesinde yardımcı olabilir.