<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>CinselAsk.com &#187; Cinsel Hastalıklar</title>
	<atom:link href="http://www.cinselask.com/cinsel-yasam/cinsel-hastaliklar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cinselask.com</link>
	<description>evlilikte cinsellik cinsel bilgiler cinsel yaşam seks pozisyonları islamda cinsellik gebelik hamile ilk gece kızlık zarı cinsellik ilişki rehberi cinsel sohbet</description>
	<lastBuildDate>Mon, 18 Jan 2010 10:41:04 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar</title>
		<link>http://www.cinselask.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-3.html</link>
		<comments>http://www.cinselask.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 12:48:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cinselask.com/?p=300</guid>
		<description><![CDATA[Bu hastalıklar kadın ve erkekleri, doğacak çocuklarını ve yakın çevrelerini etkiler. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan uzak durmak için bu hastalıkların neler olduğunu, nasıl korunulacağını ve belirtilerini bilmek gereklidir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, kadınlara erkeklerden daha fazla etki yapar. Bu hastalıkların çoğu tedavi edilebilir. Tedavi edilmediklerinde ise, kısırlıktan ölüme dek pek çok olumsuz sonuca yol açabilirler. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.cinsellik.gen.tr/wp-content/2009/05/cinsel3-150x150.jpg" alt="Hastalık" width="96" height="96" />Bu hastalıklar kadın ve erkekleri, doğacak çocuklarını ve yakın çevrelerini etkiler. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan uzak durmak için bu hastalıkların neler olduğunu, nasıl korunulacağını ve belirtilerini bilmek gereklidir. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, kadınlara erkeklerden daha fazla etki yapar. Bu hastalıkların çoğu tedavi edilebilir. Tedavi edilmediklerinde ise, kısırlıktan ölüme dek pek çok olumsuz sonuca yol açabilirler. Anne karnındaki bebekler ya da yeni doğmuş çocuklar için de tehlike oluştururlar.</p>
<p><strong>Gonore (Bel soğukluğu)<br />
</strong></p>
<p>Erkeklerde sık ve yanmalı idrar yapma ve akıntı; kadınlarda akıntı, adet düzensizliği, sık ve yanmalı idrara çıkma belirtileriyle tanınır.Cinsel yolla bulaşan hastalıkların en sık rastlanılanıdır. Karın içi iltihaplarına, kısırlığa ve üreme organlarında apselere neden olur. Gebe kadında, doğum kanalından bebeğe bulaşabilir. Yeni doğan bebekte körlük, zatürre gibi hastalıklara yol açar. Hastalık bulaştıktan<br />
2-3 hafta sonra belirtiler başlar. Tedavisi kolay bir hastalıktır.</p>
<p><strong>Sifiliz (Frengi)<br />
</strong></p>
<p>Bütün vücudu etkileyen bir hastalıktır. Erken fark edildiğinde tedavi edilebilir. Annede varsa bebeğede geçebilir. Hastalığı yapan etkenin vücuda giriş yerinde şişkin ve ağrsız bir yara ile kendini belli eder. Tedavi edilmeyip ilerlerse,sinir sistemine zarar vererek körlüğe ya da sağırlığa yol açar. Kalp kasına zarar vererek kalp hastalıklarına neden olur. Vücudun çeşitli yerlerinde tümör oluşumuna ve ölüme neden olabilir.</p>
<p><strong>Şankroid (Yumuşak Çıban)</strong></p>
<p>Üreme organlarında ağrılı yaralarla kendini belli eder. Genellikle yaraya yakın kasıkta oluşan şişlikler zamanla büyür ve içindeki iltihap akar. Tedavisi kolaydır.</p>
<p><strong>Klamidya</strong></p>
<p>Kadınlarda sarı köpüklü bir akıntı ile kendini belli eder. Erkeklerde yanmalı idrara çıkma ve sarı akıntı ile belli olur. Kadınlarda karın içinde yaygın iltihaplanmalara yol açar. Bu durum kısırlığa, üreme organlarında apselere neden olur. Gebe kadınlarda yüksek ateş, düşük ve ölü doğuma yol açar. Doğum sırasında bebek, annenin doğum kanalından mikrobu alabilir ve akciğerlerinde ya da gözlerinde iltihaplar oluşabilir. Tedavisi kolaydır.</p>
<p><strong>Trichomonas</strong></p>
<p>Yeşil ve kötü kokulu bir akıntı ile belli olan bir hastalıktır. Kadında tüplerde iltihaplanmaya neden olarak geçici kısırlığa yol açabilir. Tedavisi kolaydır.</p>
<p><strong>Herpes (Genital uçuk)</strong></p>
<p>Üreme organlarında kaşıntılı ve ağrılı, uçuk şeklinde sivilceler görülür ve bunlar çok ağrılı yaralara dönüşür. Kendiliğinden iyileşir, ancak tekrarlar. Tedavisi zordur. İdrar yollarında hastalıklara, menenjite, kadınlarda rahim ağzı kanseri ve düşüklere neden olur. Bebek doğarken, doğum kanalından hastalığı alabilir. Gözleri, deriyi ve sinir sistemini etkiler, bebek ölümüne yol açabilir.</p>
<p><strong>Üreme organı siğilleri ve deri kabarıklıkları</strong></p>
<p>Dış üreme organlarında, haznede, makat ve idrar kanalının dışa yakın kısımlarında görülen, ağrısız, karnıbahar görünümünde et kümeleri belirtisi taşır. Tedavisi mümkün, ancak zordur. Tedavisi edilmezse kümeler büyüyerek çevre organlara zarar verir. Doğum yolunu, idrar kanalını, makatı tıkayabilir. Doğum sırasında anneden bebeğe bulaşabilir ve bebeğin solunum yolunda siğiller oluşarak solunum sıkıntısına yol açabilir.</p>
<p><strong>Hepatit – B</strong></p>
<p>Su ve besinlerle bulaşan sarılık tipleri olduğu gibi kan ürünleriyle ve cinsel temasla geçen sarılık türleri de vardır. Hepatit B bunlardan biridir. Karaciğerde büyüme ve hassaslık, idrar renginde koyulaşma ve sarılık, ateş, kusma gibi belirtileri vardır. Hastalığın salgın olduğu yerlerde aşı yapılabilir. Karaciğer iltihabı,siroz, karaciğerde kanser ve ölüme neden olabilir. Kesin tedavisi yoktur. Vücudu güçlendirici tedavi, hastalığın zararını azaltır.</p>
<p><strong>HIV-AİDS :</strong></p>
<p>Cinsel yolla bulaşan virüslerden biridir. HIV taşıyan kanla veya kana temas etmiş araçlar yoluyla da bir insandan diğerine geçebilir. Anneden bebeğe, hamilelik döneminde, doğum sırasında ya da sütle bulaşabilir. HIV vücuda girdikten 3 ay sonra ‘ELISA’ testi ile saptanır. İnsana bulaşan HIV virüsü bazen hiç hastalık yapmayabilir. Ancak virüsü taşıyanlar başkalarına bulaştırabilir.</p>
<p>HIV’in neden olduğu hastalığa AIDS denmektedir. AIDS, tedavisi olmayan bir hastalıktır. Vücudun mikroplara karşı korunma sistemini bozarak bütün vücudu etkiler ve başka hastalıkların oluşmasına neden olur. HIV vücuda girdikten 5-10 yıl sonra ortaya çıkabilir. Hastalığın çıkma belirtileri arasında sürekli halsizlik, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, kilo kaybı, gece terlemeleri, cinsel organlarda uzun süreli yaralar ve tedavi ile geçmeyen mantarlar, zatürre sayılabilir. Vücudu güçlendiren tedavilerle hastanın yaşamı uzatılır.</p>
<p>HIV, virüsü taşıyan kişinin kullandığı klozet, bardak ya da çatıl, kaşık ile bulaşmaz. Virüs, tokalaşma, kucaklaşma, öpme ile bulaşmaz. Ancak ağzı ağıza öpüşmede kanamaya yol açacak sert öpüşmeler, ağızdaki yaralar, diş fırçalanması sırasında diş etlerinin kanamış olması bulaşmaya neden olabilir.</p>
<p>HIV virüsü sivrisinek ya da böcekler vasıtası ile insanlara bulaşamaz. HIV virüsü, tükürük, gözyaşı, ter aksırık, öksürük, idrar ve dışkıyla bulaşmaz.</p>
<p><strong><span>Bulaşma yolları</span></strong></p>
<p>En sık görülen bulaşma yolu, korunmasız cinsel ilişkilerdir.</p>
<p><strong>Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunabilmek için,</strong></p>
<p>Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunabilmek için, ne şekillerde bulaştıklarını ve güvenli cinselliğin ne olduğunu bilmek gerekir. Cinsel ilişki sırasında, erkeğin penisinin veya kadının salgısının (hazne sıvısının) diğer eşin ağzı, vaginası veya anüsüyle teması, bulaşmaya neden olabilir. Kucaklaşma, sarılıp yatma, öpüşme, masaj, elle okşama ve mastürbasyon güvenli yollardır. En güvenli yol vaginal (penis-hazne ilişkisi), anal (arkadan ilişki) ve oral (ağızla) cinsel ilişki sırasında kondom (prezervatif) kullanmaktır.</p>
<p>Penis vagina (hazne) ile temas ettiğinde, cinsel yolla bulaşan hastalıklar meniden vagina dokusuna veya vagina salgısından penisteki idrar deliğinin uç kısmına bulaşabilir. Vaginada veya peniste yara varsa, bulaşma kan ile vagina dokusuna veya penisteki idrar deliğinin uç kısmına olabilir.</p>
<p>Penisten akan sıvı veya meni ağızla temas ettiğinde, cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma ihtimali vardır. Ağızda kanama veya yara varsa, bulaşma ihtimali artar. Aynı şekilde ağız, vagina salgısı ile temas ettiğinde de bulaşma olabilir. Ayrıca ağzın, cinsel organlar ve anüs çevresindeki deri ile temasında parazitler bulaşabilir.</p>
<p>Anal (arkadan) cinsel ilişkide, cinsel yolla bulaşan hastalıklar meniden anüs dokusuna veya anüs dokusundaki kandan penisteki idrar deliğinin uç kısmına geçebilir.</p>
<p>Frengi, Hepatit B ve HIV için diğer bir bulaşma şekli , kan yoluyla bulaşmadır. Hasta kişiden kan nakli, hastayla aynı iğnenin veya aynı traş bıçağının kullanılması mikrobun bulaşmasına neden olur. İyi temizlenmemiş manikür-pedikür araçları, diş ve kadın doğum muayenesi araçları da bulaşmaya yol açar.</p>
<p><strong><span>Korunma Yolları</span></strong></p>
<ul>
<li>Cinsel ilişki sırasında cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmayı sağlayacak tek yöntem kondom (prezervatif) kullanmaktır. Sperm öldürücü krem, köpük ve fitillerin (spermisitler) de bazı mikroplara karşı KISMEN koruyuculuğu vardır. Ancak bu maddeler tek başına korunmayı sağlamaz. Eğer spermisitler ve kondom birlikte kullanılırsa korunma oranı artar.</li>
<li>Cinsel ilişkide bulunmamak da bir korunma yolu sayılır.</li>
<li>Frengi, Hepatit B ve HIV için, kanla bulaşma yoluna dikkat edilmeli ve gerek kuaför ve berber salonlarındaki araç gerecin, gerekse eczane ve sağlık kuruluşlarındaki hizmet amaçlı araç gerecin temizliğinden emin olunmalıdır.</li>
<li>Özellikle üreme organlarında meydana gelen yara, bere, sivilce ya da kaşıntıyla oluşan tahrişlerin hemen tedavi edilmesi, bulaşma tehlikesini azaltır.</li>
<li>Cinsel yolla bulaşan hastalıkların bulaşma tehlikesi, eş sayısında artışla birlikte artar. Paralı cinsel ilişkiye girenler, korunmak için daima kondom (prezervatif) kullanmalı ve bulaşmaya yol açacak davranışlardan kaçınmalıdır.</li>
<li>Korunma yollarından bir diğeri, aşağıdaki belirtileri tanımak ve kişide ya da eşinde görüldüğü taktirde, derhal bir sağlık kuruluşun başvurmaktır.</li>
</ul>
<p><em><strong>NOT:</strong> CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIĞI OLANLARIN EŞLERİNİN DE MUTLAKA TEDAVİ EDİLMESİ GEREKİR.</em></p>
<p><strong><span>Belirtiler :</span></strong></p>
<p><strong>Erkeklerde ; </strong></p>
<ul>
<li>Sık idrara çıkma ve idrarda yanma, ağrı</li>
<li>Penisten idrar sonrası veya sürekli akıntı</li>
<li>Penis yüzeyinde ağrılı ülserler ve kasıklarda elle hissedilen sertlikler</li>
</ul>
<p><strong>Kadınlarda ; </strong></p>
<ul>
<li>İdrara çıkmada ağrı ve yanma, sık idrara çıkma</li>
<li>Hazneden koyu renkli ve kötü kokulu akıntı</li>
</ul>
<p><strong>Her iki cinste ;</strong></p>
<ul>
<li>Cinsel birleşme sırasında ya da cinsel organlarda sürekli ağrı</li>
<li>Sık ölü doğumlar</li>
<li>Üreme organlarında siğiller</li>
<li>Üreme organlarında uçuğa benzer döküntüler, şiddetli ağrı</li>
<li>Makat veya perine (bacakların arasında kalan ve üreme organlarını örten kas dokusu) bölgesinde</li>
<li>Apseler</li>
<li>Düzenli aralıklarla tekrarlanan kanser taramaları (kadınlarda pap smear testi), erken teşhis için önemlidir.</li>
</ul>
<p>Yine çok bulaşıcı olan ve ölüme yol açan Hepatit-B virüsüne karşı aşılanma önemlidir. Her iki cinste de akıntılara dikkat etmek ve görüldüğünde hekime başvurmak gerekir. Erkekte ve kadında koyu renkli ve kokulu akıntılar cinsel yolla bulaşan hastalıkların belirtisidir. Beyaz ve kaşıntılı akıntılar ya da sırf kaşıntı, mantarların belirtisidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cinselask.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AIDS</title>
		<link>http://www.cinselask.com/aids-2.html</link>
		<comments>http://www.cinselask.com/aids-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 12:44:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[aids]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cinselask.com/?p=298</guid>
		<description><![CDATA[
Aids Hakkında
Türkçesi “Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu” olarak ifade edilen AIDS i, çağımızın en korkunç hastalıklarından biri olarak nitelendirebiliriz. AIDS hastalığının etkeni bir virüs olup kısaca HIV olarak adlandırılmaktadır. Bu virüsün 2 tipi vardır; HIV – 1 dünyada en yaygın görülen AIDS etkeni virüsüdür. HIV – 2 ise daha nadir olarak görülür, ancak batı Afrika da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img title="Aids" src="http://www.cinsellik.gen.tr/wp-content/2009/05/aids1-150x150.jpg" alt="Aids" width="150" height="150" /></strong></p>
<p><strong>Aids Hakkında</strong></p>
<p>Türkçesi “Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu” olarak ifade edilen AIDS i, çağımızın en korkunç hastalıklarından biri olarak nitelendirebiliriz. AIDS hastalığının etkeni bir virüs olup kısaca HIV olarak adlandırılmaktadır. Bu virüsün 2 tipi vardır; HIV – 1 dünyada en yaygın görülen AIDS etkeni virüsüdür. HIV – 2 ise daha nadir olarak görülür, ancak batı Afrika da sık rastlandığı bildirilmiştir.</p>
<p>AIDS, kişiyi hastalıklara karşı koruyan bağışıklık sisteminin zayıflamasından dolayı ortaya çıkan hastalıklar kombinasyonu için kullanılan tıbbi bir tanımdır. Bağışıklık yetmezliği, HIV in neden olduğu enfeksiyon sonrası ortaya çıkar. Bu virüs insanın bağışıklık sistemini bozarak, vücudun normalde dirençli olduğu birçok hastalığa karşı kendini koruyamamasına neden olur. Bağışıklığını kaybetmiş olan insan vücudu, herhangi bir basit solunum yolu enfeksiyonuna, mantar enfeksiyonlarına ve benzerlerine kolayca yenik düşebilmektedir. AIDS, HIV enfeksiyonunun son safhasıdır.</p>
<p>HIV / AIDS tüm dünyada hızla yayılmaktadır.</p>
<p><strong>Hastalığa ait özellikler;</strong></p>
<ul>
<li>Kan yoluyla ve cinsel ilişkiyle hızla yayılabilmektedir.</li>
<li>Kadınlarda ve erkeklerde, yani her iki cinste de görülebilmektedir.</li>
<li>Her yaştaki insanlarda görülebilir.</li>
<li>HIV / AIDS in kesin tedavisi halen yoktur.</li>
<li>HIV / AIDS in henüz koruyucu bir aşısı da mevcut değildir.</li>
</ul>
<p>AIDS virüsünü kanında taşıyan kişi ya AIDS taşıyıcısı, ya da AIDS hastası konumundadır. AIDS taşıyıcısı olan bir kişi, hiç bir klinik belirti göstermeden toplum içinde yaşıyabilmektedir. Fakat, belli bir süre sonunda ( ortalama 2 -8 yıl ) taşıyıcı kişi, çeşitli klinik belirtiler göstererek AIDS hastası olmaktadır. AIDS hastasını bekleyen kesin son ise, ( tedavi edici bir ilaç bulunmadığı sürece ) ölümdür.</p>
<p><strong>HIV / AIDS ‘in Bulaşma Yolları</strong></p>
<ol>
<li>Cinsel ilişki, kanında HIV taşıyan kişiyle cinsel ilişkide ( vajinal, anal veya oral ) bulunmakla HIV bulaşabilir.</li>
<li>Kan yoluyla, HIV / AIDS li kişinin kan, kan ürünleri, doku veya organlarının nakliyle bulaşabilir.</li>
<li>HIV / AIDS li anneden gebeliği süresince veya doğum esnasında bebeğe HIV geçebilmektedir. Daha az oranda olmakla beraber annenin bebeği emzirmesiyle ( anne sütüyle ) bebeğe HIV bulaşabilir.</li>
</ol>
<p><strong>HIV Nasıl Bulaşmaz</strong></p>
<ul>
<li>El sıkışma</li>
<li>Sosyal öpüşme ( yanaktan yanağa )</li>
<li>Kucaklaşma</li>
<li>Başkasının giysisini giyme ile</li>
<li>Tükrük, göz yaşı, ter, öksürük, aksırıkla</li>
</ul>
<p>HIV bulaşması söz konusu değildir. Yiyeceklerle, aynı tabak, çatal, kaşık, bardak, aynı tuvalet ve banyoyu kullanma, telefon ve benzerlerini kullanmakla HIV / AIDS bulaşmamaktadır.Toplu taşıma araçlarında olduğu gibi ortak ve kalabalık mekanlarda bulunmakla da HIV / AIDS bulaşmaz. Sivrisinek ve her türlü böceğin sokmasıyla da HIV in bulaşmadığı kanıtlanmıştır.</p>
<p>Yapılan araştırmalarla, hekim ve hemşirelerin olduğu kadar HIV / AIDS li hasta ve hasta yakınlarının da bu konudaki bilgilerinin genelde yetersiz oldukları saptanmıştır. Sağlıkla ilgili her konuda yeterli düzeyde bilgi sahibi olması gereken hemşire ve yardımcı sağlık personeli yanında, hastalığın yayılmasında önemli rolleri olan taşıyıcıların da yayılma ve korunma yolları konusunda bilgi sahibi olması insani bir görev kabul edilmelidir.</p>
<div style="display: none;">]</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cinselask.com/aids-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öpüşme Yolu ile Bulaşan Hastalıklar</title>
		<link>http://www.cinselask.com/opusme-yolu-ile-bulasan-hastaliklar-2.html</link>
		<comments>http://www.cinselask.com/opusme-yolu-ile-bulasan-hastaliklar-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 12:40:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Öpüşme Yolu ile Bulaşan Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cinselask.com/?p=294</guid>
		<description><![CDATA[ 

 
Öpüşme solunum (boğaz-burun) sekresyonları ( salgıları) ile direk fiziksel temasın olduğu bir durumdur.
Her iki taraf için de salgıların fiziksel transferi söz konusudur. Öpüşme ile enfekte salgılar yoğun bir şekilde karşı tarafa aktarılabilir. Temas sonucu bulaşan bu sekresyonlarda yoğun üreyebilen veya bulunabilen mikroorganizmalar risk oluşturmaktadırlar. Bu hastalıklar bazen basit bir soğuk algınlığından, daha ciddi veya kronik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><img src="http://www.cinsellik.gen.tr/wp-content/2009/05/opusme2.jpg" alt="Öpüşme" width="168" height="126" /></p>
<p> </p>
<p>Öpüşme solunum (boğaz-burun) sekresyonları ( salgıları) ile direk fiziksel temasın olduğu bir durumdur.</p>
<p>Her iki taraf için de salgıların fiziksel transferi söz konusudur. Öpüşme ile enfekte salgılar yoğun bir şekilde karşı tarafa aktarılabilir. Temas sonucu bulaşan bu sekresyonlarda yoğun üreyebilen veya bulunabilen mikroorganizmalar risk oluşturmaktadırlar. Bu hastalıklar bazen basit bir soğuk algınlığından, daha ciddi veya kronik (müzmin) hastalıklara kadar değişebilmektedir.</p>
<p>Öpüşme ile sık bulaşan hastalıklardan örnekler;</p>
<ul>
<li>Soğuk algınlığı</li>
<li>Grip</li>
<li>Grup A beta hemolitik streptokoklar</li>
<li>Çocukluk çağı döküntülü hastalıklar ı(kızamık, kabakulak, suçiçeği, enteroviruslar gibi)</li>
<li>İnfeksiyöz mononükleoz (Öpüşme hastalığı)</li>
<li>Tüberküloz</li>
<li>Herpes (uçuk)</li>
</ul>
<p>Bilinenin aksine Hepatit B, Hepatit C, AIDS gibi hastalık etkenleri tükrükte bulunabilmekle birlikte tükrükte çok düşük miktarlarda bulunduklarından bu yolla bulaş yok ya da diğer bulaş yollarına göre daha az kabul edilmektedir. Travmatik olmayan yani kanla temasın söz konusu olmadığı öpüşmeler bu hastalıklar için bulaştırıcı değildir.</p>
<p><strong>Soğuk algınlığı:</strong> Soğuk algınlığı çeşitli viruslar tarafından oluşan ve üst solunum yolu infeksiyonu bulgu ve belirtileri ile seyreden bir hastalık tablosudur. Hafif seyirlidir. 200’e yakın virus çeşidi tarafından oluşabilir. Soğuk algınlığı dünyadaki en yaygın hastalıklardan birisidir. Özellikle okulların açılması ile eş zamanlı olarak başlar. Daha çok sonbahar ve ilkbahar aylarında görülürken, soğuk hava, virusların burun mukazasında üremesini kolaylaştırır ve infekte olmasına katkıda bulunur. Viruslar yakın temas ile rahatlıkla bulaşabilmektedir. Öpüşme ile de bu risk oldukça artmakta ve yoğun bir şekilde virus alımı olmaktadır.</p>
<p>Virus, kontamine yüzeylerde saatlerce kalabilmektedir. Bu yüzeylere temastan sonra da viruslar rahatlıkla buruna ve gözlere transfer olabilir. Bunu engellemek için el hijyenine dikkat edilmeli ve yakın temastan, buna öpüşme de dahil, kaçınılmalıdır.</p>
<p><strong>Grip (influenza):</strong> Ateş, öksürük, baş ağrısı, halsizlik ve kas ağrısı ile seyreden akut viral bir infeksiyondur. Epidemi (ülke/şehir/kurum çapında) veya pandemi (dünyada) gibi geniş çapta salgınlar yapabilmesi ve akciğerle ilgili komplikasyonlarının özellikle bazı hasta gruplarında öldürücü olması nedeniyle, diğer akut solunum sistemi infeksiyonlarından ayrılır.</p>
<p>Kuluçka süresi etkenin konağa yerleşen dozuna bağlı olarak 18-72 saattir. Virüs solunum sekresyonları olan burun, boğaz çalkantı suyu, balgamdan izole edilebilir. Bulaşma virüs içeren küçük partiküllerin solunması ve solunum sekresyonlarının fiziksel transferi ile bulaşır. Öpüşme ile de rahatlıkla geçebilir.</p>
<p>Korunmada aşı ve infekte kişilerle yakın temastan kaçınmak önemlidir.</p>
<p><strong>A grubu B- hemolitik streptokoklar:</strong> Bu grup bakteriler toplumda %5-25 oranında bulunabilmektedir. Sıklıkla hava yolu ve öpüşme dahil yakın temas ile bulaşır. Ayrıca deri lezyonları ile de bulaşabilmektedir. Aile içinde, kışla, kreş gibi toplu yaşam yerlerinde bulaşabilir. Genellikle kış aylarında daha fazla görülmektedir. Bu hastalıkta farinks ve tonsillerdeki infeksiyonlar dışında kalp ve eklem komplikasyonları açısından da önemlidir. Öpüşme ile infekte olan kişilerden bu bakteriler rahatlıkla direk transfer olabilir</p>
<p><strong>Çocukluk çağı döküntülü hastalıklar:</strong> Bu hastalıkların hemen hemen hepsi oral sekresyonlarda bulunduğu için rahatlıkla öpüşme dahil yakın temasla ve damlacık yoluyla bulaşır.</p>
<p><strong>Kızamık:</strong> İnfekte kişiler prodrom dönemde döküntü ortaya çıkmadan önce hastalığı bulaştırmaya başlarlar ve bulaşıcılık döküntü başladıktan sonrada devam eder. Hastada virus ağız içinde bulunduğu için boğaz çalkantı suyundan izole edilebilir.</p>
<p><strong>Kızamıkçık:</strong> Hastaların solunum salgıları ile bulaşır. Döküntüden itibaren iki hafta daha bulaşıcılığı devam eder. Döküntü öncesinde 5-7 günlük ateş, halsizlik, baş ağrısı şeklinde prodrom dönemi olabilir. Bu virüste ağız içinde bulunduğu için boğaz çalkantı suyundan izole edilebilir.</p>
<p><strong>Kabakulak:</strong> Damlacık infeksiyon ile bulaşır. Tükürük bezlerini enfekte eden bir viral hastalıktır. Virüs tükürük bezlerinden tükürük kanalları yoluyla ağızdan direk temas ile de bulaşır.</p>
<p><strong>Enteroviruslar:</strong> Yaz aylarında ateş döküntü ile seyreden bir hastalıktır. Ağız içinde bulunan virüs, boğaz çalkantı suyunda izole edilebilir.</p>
<p><strong>Su çiçeği:</strong> Ateş ve deri döküntüsü ile seyreden çok bulaşıcı bir çocukluk hastalığıdır. Erişkinlerde oldukça ağır seyreder. Kuluçka dönemi 2-3 haftadır. Daha çok ilkbahar, sonbahar aylarında görülür. Virüs trakea ve bronş epitel hücrelerine yerleşir. Solunum yolu ve yakın temas ile bulaşır. Yüzde, gövdede döküntü ve ağız içinde ve saçlı. deride veziküller vardır. Bağışıklık sistemi bozuk olanlarda hastalık ağır seyreder.</p>
<p><strong>Herpes virüsler (HSV-I):</strong> HSV-1 ile birincil infeksiyon genellikle farinks ve ağız mukozasında oluşur. Bulaşma vezikül tarzındaki cilt lezyonu ile direk temas sonucudur. Kuluçka süresi 2-12 gündür. Hastalık birincil infeksiyondan sonra latent (sessiz) kalıp daha sonra bağışıklık sistemi baskılandığında yeniden reaktive olur ve yineleyen infeksiyonlara neden olur. Bunların başında “uçuk” adı verilen tablo gelmektedir.</p>
<p>Çocukluk çağında birincil infeksiyon geçirilmezse daha ileri yaşlarda gelişmediği görülür. Çünkü erişkinlerin ağız epitel hücreleri kalın ve dayanıklıdır. Bununla birlikte bu tür bireylerin herhangi bir nedenle bağışıklıklarının bozulduğu veya sağlık personeli gibi HSV ile yoğun karşılaşmaya bağlı olarak erişkin dönemde de birincil infeksiyon geçirdikleri görülür. Erişkinlerin %70- 90’ında HSV- 1 antikorları yani infeksiyonun geçirildiğine dair kanıt bulunmaktadır. Genellikle çocukluk yaş grubunda yakın temas ile duyarlı kişilerin deri ve mukozalarındaki çatlak veya sıyrıklardan etkenin girmesi ile bulaşır. HSV -1 infeksiyonu genellikle orofarenks ile sınırlıdır ve bu tür olgularda virüs çevreye infekte aerosoller veya tükürük ile bulaşır. Orofarengeal hastalık daha çok 1-5 yaş arası çocuklarda görülür. Ağız mukozası, dil, dudak, damak ve farinkste küçük veziküller ve ülserasyonlara neden olur. Bu tablonun veya uçuk adı verilen tekrarlamaya bağlı lezyonların bulaşında öpüşme önemli rol oynamaktadır.</p>
<p><strong>İnfeksiyöz mononükleoz(öpüşme hastalığı, ukte humması):</strong> Her iki cinste, yılın her mevsiminde eşit sıklıkta görülür. Hafif bulaşıcı infeksiyon kabul edilir. Virüs insandan insana sıklıkla orofarinks salgıları ile yakın temas sonucu bulaşır. Nadiren damlacık infeksiyonu şeklinde bulaşır. Duyarlı konağın orofarinks epiteline girerek buradaki hücreleri infekte eder. Genç erişkinde akut infeksiyon; yüksek ateş boğaz ağrısı, lenf bezi büyümesi ile karakterize bir tabloya neden olur. Hastalar en sık boğaz ağrısı yakınması ile başvurur.</p>
<p><strong>Tüberküloz:</strong> Kişiden kişiye geçiş başlıca solunum yolu ile olur. Tüberküloz hava yolu ile geçen infeksiyonlara klasik bir örnektir. Kaynak vakaların birçok solunumsal manevrası (öksürme, hapşırma vb..) ile bulaşır. Bu manevralar sırasında üst solunum yollarından yüksek hava akım hızları oluşur. Hava yolu mukozasını kaplayan sıvıdan ve akciğerlerdeki infeksiyon odaklarından çok sayıda sekresyon damlacıkları ile tüberkülozlu hastalardan sağlam kişilere geçişi olmaktadır.</p>
<p>Ancak buluşta aktif özellikle öksürük ve balgam çıkarımının eşlik ettiği akciğer tüberkulozu geçiren kişilerle öpüşme dahil yakın temas, tedavi başlanana kadar bulaş açısından risklidir. Akciğer dışı yerleşim gösteren tüberküloz, tedavi başlanmış ve tedavinin üzerinden 2 hafta geçmiş olgular bulaştırıcı kabul edilmemektedir.</p>
<p>Yukarıda öpüşme ile sık bulaşan belli başlı hastalıklardan söz edilmiştir. Ancak infeksiyom etkenlerinin pek çoğunun giriş bölgesinin boğaz- burun olduğu, etkenin ve hastalığın özelliğine göre burada kısa yada uzun bir çoğalma süreci geçirdikleri düşünüldüğünde öpüşmenin çok sayıda etkenin bulaşında önemli rol oynadığı öngörülebilir.</p>
<p>Bu nedenle özellikle kış aylarında ve özellikle infeksiyon bulguları olan kişilerle öpüşmekten kaçınılması ve kalp hastaları, küçük bebekler, bağışıklık sistemi baskılanmış kanser hastaları ve önemli ameliyatlar geçirmiş kişilerin nekahet döneminde tümüyle öpüşmekten kaçınmaları kuvvetle önerilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cinselask.com/opusme-yolu-ile-bulasan-hastaliklar-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genital Herpes (HSV)</title>
		<link>http://www.cinselask.com/genital-herpes-hsv-2.html</link>
		<comments>http://www.cinselask.com/genital-herpes-hsv-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 12:36:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cinselask.com/?p=292</guid>
		<description><![CDATA[
Genital herpes “Herpes simplex” adlı bir virüsten kaynaklanır. Virüs ile enfekte olan insanların çoğu herhangi bir semptom göstermez.
Herpes simplex virüsünün (HSV) iki ana tipi vardır: HSV-1 ve HSV-2. HSV-1 enfeksiyonu çoğunlukla yüz bölgesinde uçukların ortaya çıkmasına yol açar (buna karşın kimi zaman genital herpese de sebep olabilmektedir).
Genital herpesin semptomları genital organlarınızda uçuk (kabarcık, kızarıklık, ağrı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="womanpc3" src="http://www.cinsellik.gen.tr/wp-content/2009/07/womanpc3-300x247.gif" alt="womanpc3" width="180" height="148" /></p>
<p>Genital herpes “Herpes simplex” adlı bir virüsten kaynaklanır. Virüs ile enfekte olan insanların çoğu herhangi bir semptom göstermez.</p>
<p>Herpes simplex virüsünün (HSV) iki ana tipi vardır: HSV-1 ve HSV-2. HSV-1 enfeksiyonu çoğunlukla yüz bölgesinde uçukların ortaya çıkmasına yol açar (buna karşın kimi zaman genital herpese de sebep olabilmektedir).</p>
<p>Genital herpesin semptomları genital organlarınızda uçuk (kabarcık, kızarıklık, ağrı, kaşıntı) çıkmasına benzer. Semptomların ilk ortaya çıkışının ardından, yeni semptomlar ortaya çıkabilir, ya da diğer adıyla “reküranslar” oluşabilir.</p>
<p>Genital herpes virüsü ile enfekte olan bir kişi için kesin tedavi olmamasına rağmen, ilaç tedavisi yoluyla semptomlar kontrol altında tutulabilir ve cinsel aktivitenin daha güvenli yapılmasıyla (kondom kullanılarak) enfeksiyonun eşlere bulaşma riski azaltılabilir.</p>
<p><strong>Belirtileri Nelerdir ?</strong></p>
<p>Genital herpesin semptomları büyük değişiklikler gösterir. Herkesin deneyimi birbirinden farklıdır.</p>
<p>En sık görülen semptomlar arasında:</p>
<ul>
<li>Genital bölgede (ve muhtemelen kaba et, sırt altı bölge ve kalçada) kaşıntı ya da ağrı</li>
<li>Genital bölgede ortaya çıkan, soyulan ve daha sonra kabuk bağlayan kabarcıklar</li>
<li>Kaba et, kalça ve kasık bölgesinde kabarcık ve uçuklar</li>
<li>Muhtemelen baş ağrısı, bitkinlik ve adale ağrıları</li>
<li>Daha az yaygın olmakla beraber, genital herpes ateşe de yol açabilir.</li>
</ul>
<p>Nadiren, kasık bölgesinde yanma ya da kabarma meydana gelebilir (bu durum lenf nodlarının şişmesinden kaynaklanır)</p>
<p>Genital herpesin ilk görüldüğü zamanki belirtileri tedavi edilmezse, bir ile dört hafta kadar sürebilir. Bir kere herpes virüsüne yakalandığınızda, antiviral ilaç tedavisi görseniz de virüs vücudunuzda kalır.</p>
<p>Ne yazık ki, virüsün kendini gösterdiği hastalar gelecekte de sık sık yinelemeler yaşayacaklardır. Ancak, bu yinelemeler daha az şiddetlidir ve ilk ataktan daha kısa sürmektedir.</p>
<p><strong>Hafif semptomlar ya da hiç semptom görülmemesi</strong></p>
<p>Bazı insanlarda genital herpes ortaya çıktığında sadece hafif semptomlar görülür. Bu durum doktorların genital herpes virüsünün neden olduğu semptomları tanımalarını güçleştirir.</p>
<p>Kimi zaman, insanlar bu hafif semptomları başka bir durumun semptomları ile karıştırabilir (kadınlardaki mantar enfeksiyonları gibi).</p>
<p>Bazı insanlar ise virüs ile enfekte olmalarına karşın hiçbir semptoma sahip olmayabilir.</p>
<p>Bu “atipik” durumlarda, uçuk yaraları genital herpes ile ilişkilendirilen kabarcıklardan farklı görünebilir. Böyle durumlarda, genital bölgeden sürüntü alınması ya da kan örneğinizin alınması herpes virüsünün bulunup bulunmadığının anlaşılmasında özellikle faydalı olabilir.</p>
<p>Semptomlar hafif olsa – ya da hiçbir semptom olmasa dahi, virüs cinsel eşe bulaşabilir (“asemptomatik yayılma”).</p>
<p>Genital herpese yakalanıp yakalanmadığınızı ancak doktorunuz kesin biçimde söyleyebilir.</p>
<p><strong>Tanı aşağıdakilere dayanılarak yapılır:</strong></p>
<ul>
<li>Tıbbi geçmişiniz</li>
<li>Özellikle uçuk ya da benzeri semptomlar mevcut ise, fiziksel muayene</li>
<li>Laboratuvar testleri</li>
</ul>
<p>Eğer genital herpese yakalandığınızı düşünüyorsanız, semptomlarınızın sebebinin ne olduğunu öğrenmek ve tedavi seçeneklerini tartışmak için doktorunuza vakit geçirmeden danışmanız önemlidir. Doktorunuz tarafından reçete edilen tedavi genital herpesin semptomlarını hafifletir – ya da eğer her gün “supresif / baskılama” tedavisi alıyorsanız, bu tedavi atak sayısının %80-90 oranında düşürülmesinde yardımcı olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cinselask.com/genital-herpes-hsv-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vajina Enfeksiyonları (Vajinitler)</title>
		<link>http://www.cinselask.com/vajina-enfeksiyonlari-vajinitler.html</link>
		<comments>http://www.cinselask.com/vajina-enfeksiyonlari-vajinitler.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2009 13:22:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cinsellik.gen.tr/?p=159</guid>
		<description><![CDATA[Vajina enfeksiyonu; vajinada kızarıklık, kaşınma, akıntı ve ağrıyla seyreden bir hastalıktır. Genelde vajinada normalde bulunan bakteri dengesinin bozulması yada bir enfeksiyon nedeniyle gelişir. Bazen menapozdan sonra, azalan östrojen seviyesi nedeniyle de gelişebilir.
En sık vajina enfeksiyonu yapan nedenler şöyledir;
    * Bakteriyel vajinitler: Bu tip vajinitler genelde normalde vajinada bulunan mikroorganizmalardan birinin aşırı çoğalması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vajina enfeksiyonu; vajinada kızarıklık, kaşınma, akıntı ve ağrıyla seyreden bir hastalıktır. Genelde vajinada normalde bulunan bakteri dengesinin bozulması yada bir enfeksiyon nedeniyle gelişir. Bazen menapozdan sonra, azalan östrojen seviyesi nedeniyle de gelişebilir.</p>
<p>En sık vajina enfeksiyonu yapan nedenler şöyledir;</p>
<p>    <strong>* Bakteriyel vajinitler:</strong> Bu tip vajinitler genelde normalde vajinada bulunan mikroorganizmalardan birinin aşırı çoğalması nedeniyle gelişirler. Böylece buranın doğal dengesi bozulur. Bazen gebe kadınlar farkında olmadan bakteriyel vajinit geçirebilirler.<br />
    <strong>* Mantar enfeksiyonları</strong>: Aslında normalde burada bulunan Kandida albikans dediğimiz mantar bu tip vajinite neden olmaktadır. Yaklaşık olarak kadınların %75 i, tüm hayatları boyunca bu mantar enfeksiyonunu bir kez geçirirler.<br />
    <strong>* Trikomonas enfeksiyonu:</strong> Bir çeşit parazit olan bu mikroorganizma, genellikle cinsel yolla bulaşır.<br />
    <strong>* Atrofik vajinit:</strong> Menapozdan sonraki dönemde östrojen seviyesinin azalması ile oluşur. Vajina dokusu daha ince ve daha kuru hale gelir. Bu da kaşıntı, yanma ve ağrıya sebep olur.</p>
<p><strong>Belirti ve Bulguları Nelerdir?</strong></p>
<p>    * Vajinadaki akıntının renginde, kokusunda veya miktarında değişiklik olması</p>
<p>    * Vajinada kaşıntı yada rahatsızlık hissi</p>
<p>    * Cinsel ilişki <span id="more-249"></span>sırasında ağrı olması</p>
<p>    * Ağrılı idrar yapma</p>
<p>    * Hafif vajinal kanama olması</p>
<p>Ayrıca vajinitin tipine bağlı olarak da farklı belirtiler olabilir;<br />
Bakteriyel vajinitte kirli beyaz, kötü kokulu bir akıntı vardır. Bu koku bayat balık kokusu şeklinde tarif edilir ve cinsel ilişkiden sonra daha belirgin hissedilebilir. Mantar enfeksiyonunda ise kaşıntı daha fazla olur. Süt kesiği şeklinde koyu beyaz bir akıntı vardır. Trikomonas enfeksiyonu yeşilimsi, köpüklü bir akıntıya neden olur.</p>
<p><strong>Neden Olurlar?</strong></p>
<p>Bakteriyel vajinit, normalde vajinada varolan pek çok mikroorganizmadan birinin aşırı çoğalması nedeniyle olur. Vajinadaki iyi bakteri sayısı kötü bakteri sayısından fazladır. Bu durum tersine dönerse denge bozulur ve bakteriyel vajinit meydana gelir. Cinsel ilişkisi olanlarda geliştiği gibi cinsel ilişkisi olmayanlarda da gelişebilir.  Ancak yeni veya birden fazla cinsel partneri olanlarda, doğum kontrolü için rahim içi araç (spiral) kullananlarda risk biraz daha fazladır.</p>
<p>Mantar enfeksiyonu, iç ve dış etkenlerdeki bir takım değişiklikler nedeniyle gelişebilir. Cinsel yolla bulaşan bir hastalık olarak değerlendirilmez. En sık nedeni olan kandida albikans mantarı, vajinanın dışında nemli olan ağız içi, deri katlantı yerleri yada tırnak yatağında da enfeksiyona neden olabilir. Bebeklerde pişik nedeni de olabilirler.</p>
<p>Mantar enfeksiyonunu kolaylaştıran nedenler şöyledir;</p>
<p>    * Antibiyotik ve kortizon tedavisi<br />
    * Kontrol altına alınmamış şeker hastalığı<br />
    * Hormonlardaki değişiklik (gebelik, menapoz yada doğum kontrol hapları nedeniyle olabilir)<br />
    * Köpük banyoları, vajinal kremler, nemli ve dar kıyafetler her ne kadar vajinal enfeksiyona neden olmasalar da buna karşı olan hassasiyeti artırabilirler.</p>
<p>Trikomonas enfeksiyonu ise bu enfeksiyonun olduğu bir kişiyle cinsel ilişki kurulmasıyla geçer. Genelde erkeklerde fazla bir şikayete yol açmaz.</p>
<p><strong>Enfeksiyon Olmadan Gelişen Vajinitler</strong></p>
<p>Burada her hangi bir mikroorganizma olmadan vajina kızarır ve kaşınır. Vajinal spreyler, parfümlü sabunlar, deterjanlar nedeniyle alerjik reaksiyon gelişir. Ayrıca menapozdan sonra hormon seviyesinin azalması nedeniyle vajinadaki kuruluktan da kaynaklanabilir.</p>
<p><strong>Tanı Nasıl Konur?</strong></p>
<p>Doktorunuz size bir takım sorular sorup, muayene edecektir. Gerekirse akıntıdan örnek alarak hangi tür mikroorganizma olduğunu araştıracaktır.</p>
<p><strong>Başka Sorunlara Yol Açar mı?</strong></p>
<p>Genelde ciddi problemlere neden olmazlar. Ancak gebe kadınlarda bakteriyel yada trikomonas vajiniti erken doğuma ve düşük doğum ağırlığına neden olabilirler.</p>
<p><strong>Tedavi Nasıl Olur?</strong></p>
<p>Tedavi seçenekleri nedene bağlı olarak değişecektir.  Mikroorganizmayı öldürecek hap, fitil, krem kullanılabilir. Enfeksiyon dışı nedenlerde östrojen eksikliğine bağlıysa östrojenli kremler, alerjiye bağlıysa alerji yapan maddeden uzak durularak tedavi yapılacaktır.</p>
<p><strong>Nasıl Önlenir?</strong></p>
<p>Vajinanın temizliğine dikkat edilerek vajinitin tekrarlaması önlenebilir. Tuvalet temizliği önden arkaya doğru yapılmalıdır. Bu şekilde dışkıdaki bakterilerin vajinaya bulaşması önlenir. Banyodan sonra dış genital bölgedeki sabun artıkları iyice durulanmalıdır. Vajina, normal banyonuzun dışında başka bir temizlik istemez. Vajinal duş yapılması burada yaşayan normal organizmaları uzaklaştırarak enfeksiyona zemin hazırlayacaktır.</p>
<p>    * Alerji yapabilecek tampon veya pedler kullanılmamalıdır.</p>
<p>    * Prezervatif kullanılarak cinsel yolla geçen mikroorganizmalardan korunulmalıdır.</p>
<p>    * Pamuklu iç çamaşır kullanılmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cinselask.com/vajina-enfeksiyonlari-vajinitler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelik Reflüsü</title>
		<link>http://www.cinselask.com/gebelik-reflusu.html</link>
		<comments>http://www.cinselask.com/gebelik-reflusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Jan 2009 14:39:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cinsellik.gen.tr/?p=149</guid>
		<description><![CDATA[Reflü hastalığını asit başta olmak üzere mide içeriğinin yemek borusuna kaçması sonucu göğüs kemiği arkasında yukarı yükselen yanma ve/veya ağza acı-ekşi su, yemeklerin gelmesi olarak tanımlanır. Gebelik dışında reflü sorunu olmayanlarda ise sadece bu dönemde ortaya çıkan sorunlar &#8220;gebelik reflüsü&#8221; olarak kabul edilir.
Gebelik dışı reflüde sık görülen ses sorunları, farenjit, öksürük gibi yandaş bulgulara gebelerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Reflü hastalığını asit başta olmak üzere mide içeriğinin yemek borusuna kaçması sonucu göğüs kemiği arkasında yukarı yükselen yanma ve/veya ağza acı-ekşi su, yemeklerin gelmesi olarak tanımlanır. Gebelik dışında reflü sorunu olmayanlarda ise sadece bu dönemde ortaya çıkan sorunlar &#8220;gebelik reflüsü&#8221; olarak kabul edilir.</p>
<p>Gebelik dışı reflüde sık görülen ses sorunları, farenjit, öksürük <span id="more-239"></span>gibi yandaş bulgulara gebelerde fazla rastlanmaz. Yakınmalar genellikle doğum ile birlikte hemen kaybolur. Ama gebelik reflüsü bulunanların yaşamlarının ileri yıllarında reflü hastası olma eğiliminde bir artma olabilir.</p>
<p><strong>Görülme sıklığı</strong><br />
Yabancı yayınlarda %30-80 arasında bildirilir. İzmir&#8217;de yapılan bir çalışmada anne adaylarının yarısı yukarıda sıralanan yakınmaları haftada bir veya daha fazla yaşadığını belirtmiştir. Bu da bu sorunun ne kadar çok sık rastlandığının bir göstergesidir.</p>
<p><strong>Nedenleri</strong><br />
Mide içeriğinin yemek borusuna kaçması için mideyi yemek borusundan ayıran kapağın iyi çalışmaması gerekir. Annenin büyüyen karnının artırdığı karın içi basıncının etkisiyle mide içeriği mekanik olarak yukarı itilirken, gebelikte artan hormonlar yüzünden yemek borusu alt ucundaki kapak da açık kalmaya başlar.</p>
<p><strong>Tanı için can yakıcı veya bebek için risk oluşturacak işlemler gerekir mi?</strong><br />
Hayır. Reflü tanısı sadece yakınmalarla koyulur. Endoskopi gerekmez. Sadece hekimin belirleyeceği çok özel durumlarda endoskopi önerilir ki; bu işlemin bebeğe zararı olmaz.</p>
<p><strong>Tedavisi</strong><br />
Pratik hekimlikte gebelik gidişinde hiç ilaç kullanılmaması eğilimi ağır basar. Anne adayları da bunu (bazen gereğinden de fazla abartarak) kabullenir. Fakat gebelik reflüsü kader ve katlanılması gereken bir hastalık değildir; bugün özellikle hamileliğin 3. ayı bittikten sonra bebeğe zararsız ve reflüye etkili tedaviler vardır. Bu etkili tedavilerin kullanılması anne adaylarının yaşam kalitesini arttırır.</p>
<p><strong>İlaçlar bebeğe zararlı mıdır?</strong><br />
Tüm ilaçların doktora danışılması gerektiğini hep söyleriz (ve bu çoğu kere hastalar tarafından göz ardı edilir!) fakat hamilelik sırasında kullanılacak ilaçların MUTLAKA hekim tarafından verilmesi gerekir. Reflü tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar hamilelikte kullanılmaz. Kullanılması güvenli ilaçların da yakınma şiddetine göre belli bir sırayla verilmesi önerilir.</p>
<p><strong>Yaşam tarzı değişiklikleri: İlaç kadar önemli!</strong><br />
Reflü yakınması bulunan hamilelerin aşağıda sıralanan yaşam tarzı değişikliklerini uygulamaları önerilir. Bazıları sadece bu tedbirlerle düzelirken bir kısmında ilaç gerekir.</p>
<p>- Yatak başının yükseltilmesi</p>
<p>- Aşırı kilo almama</p>
<p>- Yemekten sonra 2-3 saat yatmama</p>
<p>- Alkol ve sigarayı ASLA kullanmama</p>
<p>- Özellikle geceleri çikolata, aşırı yağlı, baharatlı, kafeinli gıdalardan kaçınma</p>
<p>- Karnını sıkıca saran giysilerden sakınma</p>
<p>- Aşırı sıcak besinlerden ve özellikle kahveden kaçınma</p>
<p>Yemek miktarı da alınan gıdalar kadar önemli olduğundan bir kerede aşırı yemek yerine az ve sık öğünler tercih edilmelidir. Katı bir diyet yerine reflü yakınmalarını ortaya çıkaran gıdalardan uzak durulması önerilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cinselask.com/gebelik-reflusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çikolata Kisti (Endometriozis)</title>
		<link>http://www.cinselask.com/cikolata-kistiendometriozis.html</link>
		<comments>http://www.cinselask.com/cikolata-kistiendometriozis.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Jan 2009 14:34:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cinsellik.gen.tr/?p=148</guid>
		<description><![CDATA[Rahim (uterus) içerisinde yer alan; her ay gebeliğe ev sahipliği yapacak şekilde hazırlanan ve gebelik olmadığı zaman yeterli hormon desteğinden yoksun kalması nedeniyle adet (menstruasyon) kanaması halinde dökülen özel hücre tabakası &#8220;endometrium&#8221; olarak adlandırılmaktadır. Bu hücre tabakası vücutta sadece rahim içerisinde yer almaktadır. Bu hücrelerin vücutta rahim dışında başka bir alanda yer alması &#8220;endometriozis&#8221; hastalığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rahim (uterus) içerisinde yer alan; her ay gebeliğe ev sahipliği yapacak şekilde hazırlanan ve gebelik olmadığı zaman yeterli hormon desteğinden yoksun kalması nedeniyle adet (menstruasyon) kanaması halinde dökülen özel hücre tabakası &#8220;endometrium&#8221; olarak adlandırılmaktadır. Bu hücre tabakası vücutta sadece rahim içerisinde yer almaktadır. Bu hücrelerin vücutta rahim dışında başka bir alanda yer alması &#8220;endometriozis&#8221; hastalığı olarak adlandırılır. Bu durum en sık olarak yumurtalıklarda, rahim arkası boşlukta (Douglas boşluğu), vajen ile barsağın son<span id="more-238"></span> bölümü arasında, barsakların yüzeyinde, tüplerin üzerinde veya çevresinde, rahmi tutan bağların ve mesanenin üzerinde veya karın zarı yüzeylerinde, cerrahi yaralarda, dikişli doğum esnasında açılan kesilerde, çok nadir olarak da göbek deliği ,burun zarı gibi uzak organlarda görülür. En sık görüldüğü yer %75 oranıyla yumurtalıklardır.</p>
<p>Rahim iç tabakası adet döngüsünün seyrinde her ay kalınlaşan ve belli bir süre sonucunda kanamasıyla vücut dışına atılan bir dokudur. Rahim iç tabakası rahim yüzeyi dışında bir yere yerleştiğinde yine adet döngüsüyle birlikte kalınlaşma gerçekleşir ve yine kanamayla bu doku uzaklaştırılmaya çalışılır. Endometriozis hastalığının yerleştiği dokular vajinayla dış ortama açılan rahimin aksine kapalı sistemlerdir ve kanama bu kapalı sitemin içine (genellikle karın boşluğuna olur veya yumurtalık dokusu içine olur ki bu ilerleyen süre içinde burada endometrioma diğer adıyla çikolata kisti adı verilen yumurtalık kistlerine neden olur.) olur. Bu oluşan iç kanamalar iç bölgelerde yapışıklıklara neden olur ve buna bağlı belirtiler meydana gelir. Bu iç kanama miktarı çok az miktarda oluştuğundan hayati tehlike taşımaz.</p>
<p><strong>Kimlerde sık görülür?</strong></p>
<p>Endometriozis üreme çağındaki kadınların hastalığı olarak kabul edilir. Hiç şikayeti olmayan ve başka bir nedenle değerlendirilen bir kadında saptanabilir. Tüm kadınların %3-5&#8242;inde, çocuk sahibi olmakta güçlük çeken çiftlerin %40&#8242;ında saptanmaktadır. Birinci derece akrabalarından birinde endometriozis saptanmış bir kadında hastalığın görülme olasılığı yaklaşık 7 kat daha fazladır. Endometriozis çok nadir olarak menopozdaki kadınlardan ve çok geç hastalarında görülmektedir. Hatta literatürde erkelerde de görülebildiği bildirilmiştir.</p>
<p><strong>Neden oluşur?</strong></p>
<p>Hangi faktörlere sebep olduğu tam olarak bilinmemektedir. Nedeni açıklamaya yönelik çeşitli teoriler öne sürülmektedir. En fazla kabul gören iki görüş genetik olarak yatkınlığı bulunan kadınlarda, karın içerisinde yer alan belirli yüzeylerde veya dokularda hücrelerin yapısal değişikliği uğraması ve rahim iç tabakası gibi davranmasıdır; diğer ise rahim iç tabakasının (endometrium) fallop tüplerinden karın içine taşınmasıyla oluşur ki bu teoriye retrograd mesturasyon teorisi denir. (olabilmesi daha mümkün ve mantıklı olan teoridir.)</p>
<p><strong>Nasıl belirti verir?</strong></p>
<p>Endometriozis hastalarında en sık karşılaşılan şikayet adetlerin aşırı derecede ağrılı olmasıdır. Ağrının şiddetinde giderek artan bir düzen izlenir. Ağrının nedeni endometriozis odaklarında salgılanan prostoglandin adı verilen bazı maddelerin etkisiyle rahimde ortaya çıkan kasılmalardır. Ancak ağrının şiddeti ile hastalığın derecesi arasında bir ilişki yoktur. Hafif derecede bir endometriozis şiddeti ağrılara neden olabileceği gibi ileri derecede bir endometriozis olgusunda çok hafif adet sancısı görülebilir hatta hiç bir ağrı olmayabilir. Bununla beraber sancıların daha erken başlaması ve daha uzun sürmesi hastalığın evresinin ilerlediğine işaret edebilir. Ağrı tipik olarak adetten birkaç gün önce başlar ve adet kanaması ile birlikte en üst düzeye ulaşır ve kanama boyunca devam eder. Hatta zaman zaman bu ağrılar ağrı kesici ilaçlara cevap vermeyebilir. Adet sancısı dışında endometriozisde kronik kasık ağrıları ve bel ağrıları da olabilir. Bu ağrılar bacaklara doğru da yayılım gösterebilir.</p>
<p>Endometriozis, cinsel ilişki sırasında ağrıya neden olabilir. Bu duruma endometriozis hastaların çoğunda kanama bozukluğuna rastlanmaz. Ancak adet öncesi görülen kahverengi lekelenme şeklinde kanamalar endometriozis için tipiktir.</p>
<p>Endometriozis hastaların büyük kısmı çocuk sahibi olamama nedeni ile doktora müracaat ederler. Genel olarak kısırlık şikayeti bulunan kadınların yaklaşık %10-20 sinde değişik düzeylerde endometriozis bulunmaktadır. Endometriozis ve kısırlık arasındaki ilişki tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Özellikle hafif ve orta derecede endometriozisin kısırlığa neden olup olmadığı tartışmalıdır. Bununla beraber en sık kabul gören teori endometriozisin pelvis boşluğu içinde bir tür inflamasyona neden olarak bazı maddelerin salınımına yol açtığı ve bu maddelerin ve follikül ve yumurta gelişimi üzerinde olumsuz etkilerin olduğudur. Karın zarında salgılanan bu maddelerin yumurta ve sperm bilerleşmesi, tubal fonksiyon ve hatta döllenmiş yumurtanın endometriuma implante olması üzerinde de olumsuz etkilerinin olabileceği ileri sürülmektedir. Bir başka düşünceye göre ise hafif derecede endometriozis kısırlığa neden olmamaktadır. Bu hastalarda kısırlığın ana nedeni kötü sperm kalitesi ovülasyon bozukluğu gibi bilinen başka bir patoloji ya da açıklanamayan infertilite (kısırlık) olgularında olduğu gibi bilinmeyen nedenleridir. Endometriozis sadece tabloya eşlik eden ek bir patolojidir.</p>
<p>Öte yandan şiddetli endometriozis kısırlığın bilinen bir nedenidir. Ortaya çıkan yapışıklıklar ve anatomik bozukluklar üreme sisteminin normal fonksiyonunu bozarak fertilizasyon problemlerine neden olurlar. Yapışıklık olmasa bile çikolata kistleri normal ovülasyonu bozarak kısırlığa yol açabilir.</p>
<p><strong>Neden çikolata kisti:</strong> Birikmiş kan kalıntılarının rengi zaman geçtikçe kırmızıdan kahverengine ve siyaha doğru değişim gösterir. Endometrioma yumurtalık dokusu içinde bu eski kanın birikmesiyle oluşur ve bu kistin içinde bulunan görünüm olarak sıvın çikolatayı andırır.</p>
<p><strong>Endometriozis ile birlikte görünebilen yakınma ve bulgular</strong></p>
<p>-  Kronik pelvik ağrı<br />
-  Adetlerin sancılı olması (dismenore)<br />
-  Kısırlık<br />
-  Dış gebelik<br />
-  Ağrılı cinsel ilişki (disparonia)<br />
-  Bel ağrısı<br />
-  Sırt ağrısı<br />
-  Bacaklarda ağrı<br />
-  Bulantı-kusma<br />
-  Karın ağrısı<br />
-  Kabızlık ya da ishal<br />
-  Makata vuran ağrı<br />
-  Kanlı dışkı<br />
-  Makadi kanama<br />
-  Kuyruk sokumuna doğru ağrı<br />
-  İdrarda kan<br />
-  İdrar yaparken yanma<br />
-  Yan ağrısı<br />
-  Sık idrara çıkma<br />
-  Adet kanamasıyla eş zamanlı burun kanamaları ya da vücudun çeşitli yerlerinde kanama ve morarmalar.</p>
<p><strong>Nasıl tanı konur ?</strong></p>
<p>Endometriozisin tanısı lezyonların direk olarak görülmesi ve patolojik olarak incelenmesi ile konur. Yani kesin tanı için cerrahi şarttır. Öyküde endometriozisden kuşku duyulan hastalarda kısırlık problemi de varsa mutlaka tanısal laparoskopi yapılmalıdır. Laparoskopi sırasında karın zarı, rahim, douglas boşluğu, tüpler gibi tüm pelvis içi oluşumlar gözlenerek küçük endometriozis odaklarının varlığı araştırılırken şiddetli olgularda yapışıklıklar izlenir.</p>
<p>Endometriozis tanısında en önemli tanısal testlerin başında ultrasonografi gelir. Ancak ultrasonografi yumurtalıklarda yerleşmiş çikolata kistlerinin tanınmasında yararlıyken pelvik endometriozis hakkında bilgi vermede yetersizdir. Yumurtalık içinde derinde yerleşmiş endometriomalar laparoskopide gözden kaçabilir ancak bu kitleler dikkatli bir ultrasonografik inceleme ile kolaylıkla fark edilebilir.</p>
<p>Ultrasonografi incelemesinde endometriomalardan kuşku duyulan olgularda kanda Ca-125 adı verilen bir markerın bakılması sonucu tanının desteklenmesi açısından önemlidir. Yumurtalıktan köken alan bazı kanserlerde salgılanan bu tümör belirteci endometriozis varlığında da artmaktadır ancak kan düzeyi habis hastalıklarda olduğu kadar yükselmemektedir.</p>
<p><strong>Evreleri</strong></p>
<p>Endometriozis hastalığının yerleştiği bölge, yayılımı, derinliği ve büyüklüğüne göre evrelendirilir. Evre 1 minimal hastalığı, evre 2 hafif, evre 3 orta ve evre 4 ise şiddetli endometriozisi ifade eder. Hastalığın evresi ile yarattığı şikayetler arasında direkt bağlantı yoktur.</p>
<p><strong>Nasıl tedavi edilir?</strong></p>
<p>Endometriozisin kesin kalıcı tedavisi yoktur. Uygulanan tedavilerin amacı ağrıyı gidermek ve kısırlığı ortadan kaldırmaktır. Bu amaçla tıbbi ve cerrahi tedaviler uygulanabilir. Tıbbi tedaviler endometriozisin östrojene bağımlı bir hastalık olması prensibine dayanır. Hamilelik ve menopoz endometriozis oluşumunu engelleyen iki doğal durumdur. Hormonal tedavilerde amaç bu iki doğal durumu taklit etmektir. Her iki durumda da endometrium üzerindeki östrojen etkisi ortadan kalkacağından yanlış yerde yerleşmiş olan endometrial dokunun da baskılanması beklenir.</p>
<p>Gebelikte görülen hormonal durumu taklit etmek için doğum kontrol hapları kullanılırken, menepozu taklit etmek amacıyla danazol ya da GnRH analoğu adı verilen ilaçlar kullanılmaktadır. 3-6 ay süren bu tedavide kan östrojen düzeyi doğal menopozda olduğu gibi düşük seviyelere inmektedir. Genellikle ayda bir kez yapılan enjeksiyonlar şeklinde uygulanan GnRH analog tedavisi oldukça pahalı bir tedavi şeklidir. GnRH anaolgları uzun süreli kullanımda kemik erimesi, ateş basması gibi menopoz sonrası görülen yakınmalara neden olabileceğinden östrojen içeren ilaçlar ile birlikte verilebilir. Add-back tedavi adı verilen bu durun tezat gibi görülebilir. Ancak amaç kan östrojen düzeyini endometriozisi baskılayacak kadar düşük ve kemik erimesine neden olmayacak kadar yüksek bir aralıkta tutmaktır.</p>
<p>Yapılan çalışmalar endometriozisde uygulanan tıbbi tedavilerin ağrıyı gidermede etkili olduğu ancak infertilite üzerinde olumlu bir etkisinin olmadığının göstermektedir. Bu nedenle kısırlık nedeni ile başvuran hastalarda tıbbi tedavi önerilmez.</p>
<p>Şiddetli endometriozis olgularında tercih edilmesi gereken tedavi yaklaşımı cerrahidir. Özellikle laparoskopik cerrahi tekniklerde yaşanan gelişmeler bu hastaların etkili bir şeklide tedavi edilmelerine olanak sağlamaktadır. Örneğin; çikolata kisti çıkartılan hastaların %50&#8217;si 6 ay içinde tedaviye gerek kalmadan hamile kalmaktadır. Anatomik düzenin yeniden sağlanması hem ağrının giderilmesinde hem de üreme potansiyelinin arttırılmasında son derece önemlidir.</p>
<p><strong>Yardımcı üreme teknikleri:</strong></p>
<p>Kısırlık nedeniyle tedavi edilen bir kadın cerrahi sonrası 6 ay içinde kendiliğinde hamile kalamamış ise bir sonraki seçenek yardımcı üreme teknikleridir. Eğer tüpler açık ise aşılama denenebilir. Aşılamanın da başarısız olduğu durumlarda ise son alternatif tüp bebek uygulanmadır. Bu grup hastalarda özellikle büyük çikolata kisti çıkarılmış ise yumurtalıkların rezervinde bir azalma beklenebilir. Ayrıca bilinmeyen bazı nedenlerden dolayı bu endometriozis olgularında döllenme oranlarında düşüklük görülebilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cinselask.com/cikolata-kistiendometriozis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
