<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>CinselAsk.com &#187; Gebelik</title>
	<atom:link href="http://www.cinselask.com/cinsel-yasam/gebelik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cinselask.com</link>
	<description>evlilikte cinsellik cinsel bilgiler cinsel yaşam seks pozisyonları islamda cinsellik gebelik hamile ilk gece kızlık zarı cinsellik ilişki rehberi cinsel sohbet</description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Jun 2011 19:32:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Dış Gebelik</title>
		<link>http://www.cinselask.com/dis-gebelik.html</link>
		<comments>http://www.cinselask.com/dis-gebelik.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2009 11:53:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Dış Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cinselask.com/?p=286</guid>
		<description><![CDATA[Dış Gebelik Yumurtalık yolu içinde oluşan gebeliğe dış...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0">
<tbody>
<tr>
<td width="100%">Dış Gebelik</td>
<td width="100%" align="right"><a title="Yazdır" onclick="window.open('http://www.kadinsagligi.com/index2.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=167&amp;pop=1&amp;page=0&amp;Itemid=53','win2','status=no,toolbar=no,scrollbars=yes,titlebar=no,menubar=no,resizable=yes,width=640,height=480,directories=no,location=no'); return false;" href="http://www.kadinsagligi.com/index2.php?option=com_content&amp;task=view&amp;id=167&amp;pop=1&amp;page=0&amp;Itemid=53" target="_blank"><img src="http://www.kadinsagligi.com/templates/ja_teline/images/printButton.png" border="0" alt="printButton Dış Gebelik " align="middle" title="Dış Gebelik " /></a></td>
</tr>
</tbody></table>
<table border="0">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" valign="top"><img style="float: left;" title="Image" src="http://www.kadinsagligi.com/images/stories/kadins/disgebelik1.jpg" border="0" alt="disgebelik1 Dış Gebelik " hspace="6" width="75" height="75" />Yumurtalık yolu içinde oluşan gebeliğe dış gebelik denir. Laporoskopi denilen yöntemle delikler açılarak yapılabildiği gibi normal sezeryan şeklindede yapılabilir.Gebeliğin gelişimi sırasında tüpün yırtılması ile oluşan kanamayı önlemek için bu dış gebelik sonlandırılmalıdır.  Ameliyatla tüpün ve gebelik mahsülün alınması ( Salpingectomie ) gerekebileceği gibi sadece gebelik ürününü almak ta ( Linear salpingostomie) mümkün olabilir.

Ameliyat acil olarak genel anestezi altında yapılır ve 30-60 dakika kadar sürer. Ameliyat genelikle karına 3 adet delik açılarak laporscopie ile yapılabildiği  gibi açık operasyon şeklinde de yapılır. Hastahanede ortalama 2 gün kadar kalınır.

<img style="float: right;" title="Image" src="http://www.kadinsagligi.com/images/stories/kadins/disgebe.jpg" border="0" alt="disgebe Dış Gebelik " hspace="6" width="161" height="198" /><img style="float: left;" title="Image" src="http://www.kadinsagligi.com/images/stories/kadins/disgebelikyeri_3.jpg" border="0" alt="disgebelikyeri 3 Dış Gebelik " hspace="6" width="144" height="128" /><img style="float: left;" title="Image" src="http://www.kadinsagligi.com/images/stories/kadins/disgebelikson.jpg" border="0" alt="disgebelikson Dış Gebelik " hspace="6" width="185" height="136" /> </td>
</tr>
</tbody></table>
<p class="sayac_bilgi"></p>
<h4>Gelen Arama Terimleri:</h4><ul><li>dış gebelikte cinsel ilişki</li><li>dış gebelik sırasında cinsel ilişki</li><li>dis gebelikte cinsel iliski olur mu</li><li>ektopik gebelikte cinsel ilişki</li></ul><!-- SEO SearchTerms Tagging 2 Plugin -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cinselask.com/dis-gebelik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Yüzme</title>
		<link>http://www.cinselask.com/gebelikte-yuzme.html</link>
		<comments>http://www.cinselask.com/gebelikte-yuzme.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2009 21:10:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cinsellik.gen.tr/?p=164</guid>
		<description><![CDATA[Yüzme yürüyüşten sonra gebelik süresince yapılabilecek en uygun...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yüzme yürüyüşten sonra gebelik süresince yapılabilecek en uygun ve yararlı spor. Hem dolaşım sistemi hem de kaslar üzerinde olumlu etkileri var.

Yüzme esnasında kol, bacak ve karın bölgesinde bulunan bütün kas grupları çalıştırılıyor. Kalp atım hızı ve alınan oksijen miktarı arttığı için dolayısı ile bebeğe giden oksijen miktarında da artış söz konusu. Yüzmeyi gebelikteki en uygun spor dalı haline getiren faktör ise çok daha önemli: Yaralanma tehlikesinin olmaması. Gerçekten de yüzme bilen bir kişinin suda kendi kendini yaralaması, düşmesi ve biryerlere çarpması neredeyse olanaksız. Bir başka avantajı ise kişinin kendisini ağırlıksız hissetmesi. Bu özellikle gebeliğinin son dönemlerinde olan kadınlar için<span id="more-254"></span>psikolojik açıdan oldukça önemli. Ayrıca su içerisinde terleme ve vücudun çok fazla ısınması mümkün olmadığından egzersizin bu tür olumsuz etkilerini ortadan kaldırması da cabası. Yapılan az sayıda çalışmada gebelikleri sırasında düzenli yüzen kadınların kendierini daha az yorgun hissettikleri, daha güzel uyudukları ve gebeliğin getirdiği ruhsal ve fiziksel streslerle daha kolay başa çıkabildikleri gösterilmiş.

<strong>Gebelik sırasında yüzme sporu yaparken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var.</strong> Bunların en başında temizliğinden emin olunmayan sulara girmemek geliyor. Bu nedenle çok fazla kişinin kullandığı havuzlar yerine denizi tercih etmekte fayda var. Gebelik öncesinde düzenli olarak yüzen kadınlar, daha önceki programlarına devam edebilirler. Ancak gebe kaldıktan sonra ilk kez denize girecekler biraz daha dikkatli olmak zorunda. Öncelikle suya girmeden önce vücudu ısıtmak, yavaş yüzmek ve dozu yavaş yavaş arttırmak gerekiyor. Gebeliğinin ilk 3 ayında bulunanlar için günde 20 dakika yüzmek yeterli. Yine bu dönemde sabah erken saatlerde yüzmek gebeliğe bağlı bulantı ve kusmaları azaltıyor ve günün geri kalan kısmının daha rahat geçirilmesine yardımcı oluyor. ikinci 3 aylık dönemde ise su eklem ve bağları destekleyerek bel ve sırt ağrılarının azalmasına yardımcı oluyor. Bu dönemde daha önceki yüzme alışkanlıkları aynen devam edebilir. Son dönemlerde ise yüzmeye devam etmekte herhangi bir sakınca yok. Ancak vücudu fazla sıkmayan, gebeler için tasarlanmış mayoları kullanmak gerekiyor.

Karada yapılan kültür fizik hareketleri suda da yapılabilir. Bunun avantajı terlemeyi ve aşırı ısınmayı engellemesidir. Kültür fizik hareketleri yaparken suyun meme başı hizasında olması en uygun derinlik. Tabii bu kural yüzerken de geçerli. Özellikle sık sık kramp giren kadınlar boy hizasını geçmeyecek derinliklerde yüzmeli. Olası bir kramp durumunda yardım alabilmek için suya tek başına girmemeye de özen gösterilmeli. Yine yüzerken nefes tutup çok uzun süre dalınmamalı.

Bu basit kurallara uyarak gebeliğinde kanama, düşük tehlikesi, suların erken açılması gibi problem yaşamayan tüm gebe kadınlar doğuma kadar yüzebilirler.
<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cinselask.com/gebelikte-yuzme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Suda Doğum Yapmak</title>
		<link>http://www.cinselask.com/suda-dogum-yapmak.html</link>
		<comments>http://www.cinselask.com/suda-dogum-yapmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 16:53:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cinsellik.gen.tr/?p=152</guid>
		<description><![CDATA[Suda Doğum Hidroterapi yani su ile tedavi uzun...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Suda Doğum

Hidroterapi yani su ile tedavi uzun yıllardır kas gevşetici ve rahatlatıcı etkileri nedeni ile kullanılagelen bir alternatif tedavi yaklaşımıdır. Bu etkinin normal doğumlarda da kullanılabileceği fikri de oldukça eskilere dayanır. Dokümente edilen ilk su altı doğumu 1803 yılında Fransa'da yaşanmıştır. Ancak bu planlı bir doğum değidir. Uzun süre doğum eyleminde kalan ve biraz rahatlamak için sıcak su dolu bir küvete giren bir kadının doğumu bu esnada gerçekleşmiş ve bu tesadüf sonucu suda doğum yapan ilk kadın olarak tarihe geçmiştir.

1960'lı yıllara kadar suda doğum ile ilgili herhangi bir gelişme yaşanmazken bu tarihlerde ilk kez eski Sovyetler Birliği'nde Igor Charkovshy bu konuda denemelere başlamıştır. Onu 1978-1985 yılları arasında Fransa'da yaşayan Dr. Michel Odent izlemiş ve su altında pekçok doğumun gerçekleşmesinde yardımcı olmuştur.

<em>cinsellik.gen.tr</em>

Suda doğum uygulamaları daha sonraları bir ara güncellik kazansa da belirli bölgeler dışında hiçbir zaman popülarite kazanamamıştır. Günümüzde eski Sovyet Cumhuriyetleri, İngiltere ve Fransa'nın bir kısmı ile Amerika Birleşik Devletlerinde sınırlı sayıda klinikte uygulanmaktadır.

Suda doğum yaptıran ve bu uygulamayı savunan kişiler ılık suyun sakinleştirici ve ağrı giderici etkileri olduğunu ve bu etkinin kadının kendisini rahat hissetmesine ve doğumun daha kolay geçmesine yardımcı olduğunu ileri sürmektedirler. Bu görüşler dışında suda doğumun su dışında doğuma üstün<span id="more-242"></span> olduğunu gösteren hiçbir bilimsel veri yoktur.

Konuyla ilgili yapılan ve normal doğum ile suda doğumu karşılaştıran sistemik bir araştırmada yarar ya da istenmeyen etki açısından her iki doğum şeklinin birbirine karşı avantaj ya da dezavantajının olmadığı gösterilmiştir. 1994-1996 yılları arasında İngiltere'de gerçekleşen doğumların sadece %0.6'sı suda olmuş ve bu doğumların da %9'u evde gerçekleşmiştir. Bu doğumlarda bebek ölüm oranı binde 1.2'dir ve normal suda olmayan doğumdan çok farklı değildir.

Suda doğum tüm dünyada yaygınlık kazanmadığından konu ile ilgili bilimsel araştrıma ve makaleler de son derece sınırlı sayıdadır ve bunların büyük bir kısmı ebelik ile ilgili dergilerde yer almaktadır. Suda doğum klinikleri de genelde ebelerin görev yaptığı merkezler şeklindedir. Karşılaştırmalı inceleme yapılan araştırma sayısı ise yine çok kısıtlıdır ve eldeki veriler fikir birliğine varmak için yeterli değilidir. Konuyla ilgili çelişkili bilgiler mevcuttur.

Bazı çalışmalarda suda doğum sırasında annede daha fazla sayıda ve daha ciddi doğum kanalı yırtıkları ortaya çıktığı ileri sürülürken bunun tam tersini bildiren çalışmalarda vardır. Benzer şekilde suda doğum ile normal doğum karşılaştırıldığında doğum eyleminin süresi, ağrıkesici gereksinimi gibi parametreler açısından da birbiri ile çelişen bilgiler yapılan az sayıdaki araştırmalardan elde edilmiştir.

Suda doğumu savunanların hipotezi ılık suyun kasları gevşeteceği ve zihinsel rahatlık sağlayacağı ve bu sayede plasentaya giden kan akımının artarak daha az ağrılı ve daha kısa bir doğum süreci yaşanacağıdır. Ancak burada suyun sıcaklığı önem kazanmaktadır.Su için ideal sıcaklık 37 derecedir. Suyun daha sıcak olması durumunda anne adayının kan dolaşımında değişim olabilir ve ani tansiyon düşüklüğü ile plasentaya giden kan akımlarında azalmalar yaşanabilir bu da hem anne adayını hem de bebeği gereksiz risk altına sokabilir. Ayrıca suda uzun süre kalınması durumunda anne adayında terlemeye bağlı sıvı kaybı görülebilir. Öte yandan doğum eylemi sırasında anne adayı su içindeyken bebeği kardiyotokograf ile monitörize etmek oldukça güçtür. Bunun için özel monitör cihazları gereklidir. Doğum eylemi monitörüze edilmediğinde bebeğin kalp seslerinde yaşanabilecek düşmeler fark edilemeyeceğinden oksijensiz kalması riski söz konusu olabilir.

Suda doğumla ilgili bir başka risk de enfeksiyon olasılığındaki artıştır. Doğum eylemi sırasında suya karışan kan ve dışkı hem anne hem de bebek için risk yaratır. Her ne kadar sudaki anneye ait dışkı su dışına alınsa da su hiçbir zaman temiz olmamaktadır.

Suda doğum sırasında karşılaşılan ve önceden kestirilemeyen bir başka risk de kordon kopmasıdır. Özellikle bebeğin göbek kordonunun kısa olması durumunda aniden su yüzüne çıkan bebeğin kordonu kopabilir ve bebek kan kaybedebilir. Yapılan bir çalışmada suda doğum sonrası bebeklerin %14'ünün kordon kopması nedeni ile yoğun bakıma alındığı ve hatta bir bebeğe kan verilmesi gerektiği saptanmıştır.

Doğumun yapılacağı havuzun fazla derin tutulmaması ya da bebeğin tamamen doğana kadar yukarı çekilmemesi bu riski azaltabilir.

Solunum açısından bakıldığında ise suda doğum bebeğin boğulma ya da su yutma riskini arttırmamaktadır.

Görüldüğü üzere suda doğum normal doğuma herhangi bir üstülük sağlamamaktadır. Kaldı ki evrim süreci içerisinde suda yaşayan pekçok canlı üremek için karaya gelmeyi tercih etmekte, karada yaşayan hiçbir canlı ise bu amaçla suya gitmemektedir.

Ülkemizde suda doğum ile ilgili tecribesi olan hekim sayısı neredeyse hiç yoktur. Dünyada yaygın uygulama alanı bulamamış bu yöntemin ülkemiz de de popülerlik kazanmasını uzak bir olasılık olarak görmekteyim. Ayrıca sağlık mevzuatında konu ile ilgili herhangi bir düzenleme bulunmaması nedeni ile görülebilecek olumsuzluklar karşısında yasal prosedürün de bilinmemesi nedeni ile pekçok jinekolog bu doğum şeklini uygulamaya yanaşmayacaktır.

KAYNAKLAR: Geissbühler V, Eberhard J. Waterbirths: a comparative study. A prospective study on more than 2,000 waterbirths. Fetal Diagn Ther 2000 Sep-Oct 15:291-300 Gilbert RE, Tookey PA. Perinatal mortality and morbidity among babies delivered in water: national surveillance study. BMJ 1999;319:483-7 Nikodem VC. Immersion in water during pregnancy, labour and birth. Cochrane Database Syst Rev 1999 (3). Schröcksnadel H, Kunczicky V, Meier J, Brezinka C, Oberaigner W. Water Birth: experience at a university clinic and a district hospital in Austria. Gynakol Geburtshilfliche Rundsch 2003 43:7-11 Thöni A, Murari S. Birth in water. A comparative study after 555 births in water Minerva Ginecol 2001 Feb 53:29-34 Zimmermann R, Huch A, Huch R. Water birth--is it safe? J Perinat Med 1993 21:5-11

kaynak: Dr. Alper Mumcu - mumcu.com
<p class="sayac_bilgi"></p>
<h4>Gelen Arama Terimleri:</h4><ul><li>suda dogum yapmak</li></ul><!-- SEO SearchTerms Tagging 2 Plugin -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cinselask.com/suda-dogum-yapmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelik Reflüsü</title>
		<link>http://www.cinselask.com/gebelik-reflusu.html</link>
		<comments>http://www.cinselask.com/gebelik-reflusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Jan 2009 14:39:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cinsellik.gen.tr/?p=149</guid>
		<description><![CDATA[Reflü hastalığını asit başta olmak üzere mide içeriğinin...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Reflü hastalığını asit başta olmak üzere mide içeriğinin yemek borusuna kaçması sonucu göğüs kemiği arkasında yukarı yükselen yanma ve/veya ağza acı-ekşi su, yemeklerin gelmesi olarak tanımlanır. Gebelik dışında reflü sorunu olmayanlarda ise sadece bu dönemde ortaya çıkan sorunlar "gebelik reflüsü" olarak kabul edilir.

Gebelik dışı reflüde sık görülen ses sorunları, farenjit, öksürük <span id="more-239"></span>gibi yandaş bulgulara gebelerde fazla rastlanmaz. Yakınmalar genellikle doğum ile birlikte hemen kaybolur. Ama gebelik reflüsü bulunanların yaşamlarının ileri yıllarında reflü hastası olma eğiliminde bir artma olabilir.

<strong>Görülme sıklığı</strong>
Yabancı yayınlarda %30-80 arasında bildirilir. İzmir'de yapılan bir çalışmada anne adaylarının yarısı yukarıda sıralanan yakınmaları haftada bir veya daha fazla yaşadığını belirtmiştir. Bu da bu sorunun ne kadar çok sık rastlandığının bir göstergesidir.

<strong>Nedenleri</strong>
Mide içeriğinin yemek borusuna kaçması için mideyi yemek borusundan ayıran kapağın iyi çalışmaması gerekir. Annenin büyüyen karnının artırdığı karın içi basıncının etkisiyle mide içeriği mekanik olarak yukarı itilirken, gebelikte artan hormonlar yüzünden yemek borusu alt ucundaki kapak da açık kalmaya başlar.

<strong>Tanı için can yakıcı veya bebek için risk oluşturacak işlemler gerekir mi?</strong>
Hayır. Reflü tanısı sadece yakınmalarla koyulur. Endoskopi gerekmez. Sadece hekimin belirleyeceği çok özel durumlarda endoskopi önerilir ki; bu işlemin bebeğe zararı olmaz.

<strong>Tedavisi</strong>
Pratik hekimlikte gebelik gidişinde hiç ilaç kullanılmaması eğilimi ağır basar. Anne adayları da bunu (bazen gereğinden de fazla abartarak) kabullenir. Fakat gebelik reflüsü kader ve katlanılması gereken bir hastalık değildir; bugün özellikle hamileliğin 3. ayı bittikten sonra bebeğe zararsız ve reflüye etkili tedaviler vardır. Bu etkili tedavilerin kullanılması anne adaylarının yaşam kalitesini arttırır.

<strong>İlaçlar bebeğe zararlı mıdır?</strong>
Tüm ilaçların doktora danışılması gerektiğini hep söyleriz (ve bu çoğu kere hastalar tarafından göz ardı edilir!) fakat hamilelik sırasında kullanılacak ilaçların MUTLAKA hekim tarafından verilmesi gerekir. Reflü tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar hamilelikte kullanılmaz. Kullanılması güvenli ilaçların da yakınma şiddetine göre belli bir sırayla verilmesi önerilir.

<strong>Yaşam tarzı değişiklikleri: İlaç kadar önemli!</strong>
Reflü yakınması bulunan hamilelerin aşağıda sıralanan yaşam tarzı değişikliklerini uygulamaları önerilir. Bazıları sadece bu tedbirlerle düzelirken bir kısmında ilaç gerekir.

- Yatak başının yükseltilmesi

- Aşırı kilo almama

- Yemekten sonra 2-3 saat yatmama

- Alkol ve sigarayı ASLA kullanmama

- Özellikle geceleri çikolata, aşırı yağlı, baharatlı, kafeinli gıdalardan kaçınma

- Karnını sıkıca saran giysilerden sakınma

- Aşırı sıcak besinlerden ve özellikle kahveden kaçınma

Yemek miktarı da alınan gıdalar kadar önemli olduğundan bir kerede aşırı yemek yerine az ve sık öğünler tercih edilmelidir. Katı bir diyet yerine reflü yakınmalarını ortaya çıkaran gıdalardan uzak durulması önerilir.
<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cinselask.com/gebelik-reflusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Kontrolünde Takvim Yöntemi</title>
		<link>http://www.cinselask.com/dogum-kontrol-takvim-yontemi.html</link>
		<comments>http://www.cinselask.com/dogum-kontrol-takvim-yontemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 15:58:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cinsellik.gen.tr/?p=147</guid>
		<description><![CDATA[Takvim yöntemi ile korunmak, yani "en tehlikeli" günleri...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<strong>Takvim yöntemi ile korunmak</strong>, yani "en tehlikeli" günleri hesaplayarak gebelikten korunmaya çalışmak, bilinen en eski korunma yöntemlerinden biridir ve çoğu çift tarafından da uygulanmakta olan bir yöntemdir. Kadın fizyolojisinin daha tam olarak açıklığa kavuşturulmadığı dönemlerde bile kadınlar vajinal salgılarının niteliklerindeki değişikliklere bakarak gebe kalmaya elverişli günlerini doğru bir şekilde anlamışlar ve bu şekilde gebe kalmaktan korunmaya çalışmışlardır.

Takvim yöntemi en basit ve en ucuz korunma yöntemi olmakla birlikte gebelikten koruyuculuğu elbette doğum kontrol hapları, doğum kontrol iğneleri, spiral gibi <span id="more-237"></span>yöntemlere göre çok daha düşüktür. Örnek olarak vermek gerekirse doğum kontrol hapı kullanan 1000 (bin) kadından bir sene içinde yanlızca birinde gebelik oluşurken, takvim yöntemiyle korunan 100 (yüz) kadından bir sene içinde ortalama 25'inde gebelik oluşmaktadır!

Takvim yöntemini bir korunma yöntemi olarak önermekten her zaman kaçınmış olsam da, bu yazıda bu yöntemi uygulamaya kararlı veya başka bir çaresi olmayan çiftler için dikkat edilmesi gereken noktaları vurgulamak istiyorum.

<strong>Yöntemin çalışma prensibi:</strong>

Kadının en fertil (gebeliğe en elverişli) günleri yumurtlamanın olduğu gün ve bundan önceki üç gündür. Spermler üç gün boyunca genital kanalda bekleyebilir ve yumurtlama sonrası ilk 12-24 saatte döllenmesi gereken yumurta hücresine ulaşıp onu dölleyerek gebeliği başlatabilirler.

<strong>Kadında yumurtlamanın olacağı günü hesaplamak için aşağıdaki yöntem kullanılır:</strong>

Bir adetin ilk günü ile sonraki adetin ilk günü arasındaki süre kadının adet döngüsüdür (çoğu kadında bu süre 28 gündür). Bu süre hesaplandıktan sonra bulunan rakamdan 14 gün çıkarılır ve bu şekilde ortaya çıkan rakam bize adetin birinci gününden itibaren hesaplanmak koşuluyla yumurtlamanın olacağı tarihi verir. Örnek olarak adet döngüsü 31 gün olan bir kadında 31-14=17 bulunduğunda, kadının yumurtlama günü adetin ilk gününden başlanarak saymak üzere 17. gündür. Bu tarihten 5 gün öncesi ve 2 gün sonrası kadının gebe kalmaya en elverişli olduğu günler olarak kabul edilir. Bu günler içinde ya ilişkiden kaçınmak ya da tam koruyucu olmasa da prerzervatif gibi gebeliği önleyecek bir yöntem kullanmak gerekir.

<strong>Takvim yönteminin "tuzakları":</strong>

1-Takvim yöntemi, kadının adetlerinin her zaman düzenli olduğunu ve belirlenen riskli dönemler dışında yumurta hücresi ile spermlerin karşılaşma olasılıklarının oldukça düşük olduğunu varsayar. Halbuki kadın fizyolojisi oldukça karmaşıktır ve normalde adet döngüsünün 17. günü yumurtlama olan bir kadında herhangi bir zamanda bu tarih birkaç gün geriye ve birkaç gün ileriye kayabilir. İşte takvim yönteminin tam olarak başarılı olamamasının en önemli nedenlerinden biri budur. Adetleri tümüyle düzenli olsa da bir kadında yumurtlamanın her ay aynı güne denk geleceğinin garantisi yoktur.

2-Takvim yöntemi teorisi spermlerin genital kanalda 3-5 gün yaşadığını varsayar. Ancak spermlerin 7 güne kadar yaşayabileceği bilinmektedir. Bu durumda örnek olarak adet dönemindeyken bile girilen bir ilişkide genital kanala giren spermler, siklusları kısa olan (yani yumurtlaması siklusun 14. gününden önce olan ve böylece siklusları 28 günden kısa süren) bir kadında veya siklusları düzenli olan ama yanlızca o aya özgü olarak tesadüfen yumurtlaması daha erken gerçekleşmiş bir kadında yumurta hücresini bulup gebeliği başlatabilirler. Takvim yönteminin nispeten başarısız bir yöntem olmasının ikinci nedeni de budur.

<strong>Özet:</strong>

Kadın teorik olarak adet döngüsünün her gününde gebe kalabilir. Adet görülen günlerde ve adetten hemen birkaç gün öncesindeki günlerde gebe kalma olasılığı oldukça düşük olmakla beraber bu olasılık hiçbir zaman sıfır değildir. Takvim yöntemi kullanılacaksa bu gerçek gözönünde bulundurulmalı ve adet gecikmesi olduğunda gebelik olasılığı araştırılmalıdır.

Gebelikten korunmada çok etkili bir yöntem arayan çiftlerin takvim yöntemi yerine doktora başvurup öneri almaları daha uygun bir yoldur.
<p class="sayac_bilgi"></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cinselask.com/dogum-kontrol-takvim-yontemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

